Page 296 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 296

2 / BAKARA SÛRESİ · 190 – 195



                 yenden, yürüyen de koşandan hayırlıdır” (Buhârî, “Fiten”, 9, “Menâkıb”
                 25; Müslim, “Fiten”, 10, 12-13; Müsned, V, 39, 48, 110) anlamındaki ifa-
                 delerle başlayan hadiste de genellikle ilk iki asırdaki kargaşa ve iç savaş-
                 lara işaret edildiği düşünülür.
                   İslâm âlimleri genellikle Hz. Osman’ın öldürülmesiyle (35/656) doruk
                 noktasına ulaşan kanlı siyasî buhranı ilk fitne sayarlar (meselâ bk. Câhiz,
                 el-Osmâniyye, s. 173; Müsned, III, 422) ve bu olayı ayrıca “büyük fitne”
                 diye de adlandırırlar.
                   Fitne  kavramının  tarih  boyunca  müslümanların  ruhunda  ürkütücü
                 tesirler uyandırmasında ilk dönem müslümanları arasında ortaya çıkan
                 üzücü olayların özellikle ilk iki asırda yaşanan siyasî çalkantıların bıraktı-
                 ğı derin izlerin payı büyüktür. Onlar, fitnenin Kur’an’daki ağırlıklı mâna-
                 sını da dikkate alarak, bu çalkantıların vuku bulduğu zamanları dine,
                 İslâm cemaatine ve meşrû idareye bağlılıkları konusunda denendikle-
                 ri ve bu bağlılıklarını ispat etmek durumuyla karşı karşıya bulundukla-
                 rı dönemler olarak düşünmüşlerdir. Hz. Osman’ın öldürülmesiyle baş-
                 layıp Cemel Vak‘ası (36/656), Sıffîn Savaşı (37/657), bu savaştan sonra
                 başlayıp uzun yıllar devam eden Hâricî ayaklanmaları, Emevî iktidarına
                 karşı ayaklanan Abdullah b. Zübeyr’in Hicaz’daki hâkimiyetine son ver-
                 mek üzere Yezîd b. Muâviye’nin gönderdiği ordunun Medine yakınında-
                 ki Harre’de Medineliler’le savaşarak şehri yağmalaması (63/683), aynı
                 maksatla Abdülmelik b. Mervan tarafından gönderilen Haccâc b. Yûsuf
                 kumandasındaki ordunun altı ay kadar süren Mekke muhasarası ve işga-
                 li ile Abdullah b. Zübeyr’in öldürülmesi (73/692) gibi kanlı olaylar ve iç
                 savaşlar İslâm toplumunun karşılaştığı ilk fitne hareketleri olarak tari-
                 he geçmiştir. Özellikle Hz. Osman’ın şehid edilmesi olayı müslümanla-
                 rın dinî ve siyasî kamplara bölünmesine yol açan, daha sonra Sünnî-Şiî
                 ihtilâfının kökleşmesiyle gelecek kuşakları derinden etkileyecek olan fit-
                 nelerin başlangıcı sayılır.
                   Konumuz olan âyetin “Fitne, öldürmekten daha kötüdür” cümlesinde
                 geçen fitne kelimesinin, hadislerde geçen “siyasî ve sosyal karışıklıklar”
                 anlamıyla ilgisi olmayıp, tefsirlerde kısaca “Allah’a ortak koşma; müşrik-
                 lerin müslümanlara uyguladıkları, inkâr ve şirke döndürmeyi amaçlayan,
                 daha genel olarak onların imanlarını tehlikeye sokan maddî ve mânevî



          298
   291   292   293   294   295   296   297   298   299   300   301