Page 264 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 264
2 / BAKARA SÛRESİ · 178 – 179
bedeli) çevrilmesi ve bunun güzellikle ödenmesi ve gerekse kısasın uygu-
lanması konularının –önceki âyette geçen– birr ahlâkıyla ilgisi vardır.
İslâm’dan önce Araplar’da kabileler arası savaş, baskın, yağma, öç
alma âdetleri çok yaygın bulunuyor, kabile fertleri dışında kalan insan-
ların hayatlarına değer verilmiyor, bu sebeple güçlü olanlar zayıf olanları
eziyor, hunharca katlediyorlardı. Araplar da “Hayatı korumanın çaresi
öldürmektir” diyor, öldüreni öldürmek suretiyle hem tedbir hem de inti-
kam alıyorlardı; fakat bunu yaparken intikam duygusuyla hareket ettikle-
ri ve adalete riayet etmedikleri için yaşama hakkını korumak yerine onu
ortadan kaldırmış oluyorlardı. Rivayetlere göre bu âyetin nâzil olmasına
da Araplar’ın bu âdet ve tutumları sebep olmuştur. İslâm’dan önce arala-
rında ihtilâf bulunan, karşılıklı olarak birçok insanın katledildiği ve yara-
landığı iki kabileden biri, kendini diğerinden üstün görüyor, bir erkeğe
karşı iki erkek, bir kadına karşı bir erkek, bir köleye karşı bir hür erkek
öldürmek istiyorlardı. Her iki kabile de müslüman olduktan sonra bu
istek ve uygulamayı sürdürmeye kalkışınca, şahsî intikamı hukukî kısas
cezasına çeviren, cezayı şahsîleştiren (katilden başkasının öldürülmesi-
ni yasaklayan), canlar arasında değerli değersiz farkının bulunmadığını,
dokunulmazlık ve değer bakımından bütün canların birbirine eşit oldu-
ğunu bildiren âyetler geldi (İbn Kesîr, I, 299-301).
Kısâs kelimesinin kökünde “izlemek, izini takip etmek ve kesmek”
mânaları vardır. Kısas öldürme suçunu ve suçlusunu takip ve sürüp gide-
cek ihtilâfı kesme, bitirme mâna ve maksadını ihtiva ettiği için bu ismi
almıştır. Kasten ve haksız olarak birini öldüren kimsenin ceza olarak
öldürülmesine, aynı şekilde birini yaralayan kimsenin misilleme yoluyla
yaralamak suretiyle cezalandırılmasına “kısas” denilmiştir.
Kısasla ilgili olarak “ Tevrat’ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun,
kulağa kulak, dişe diş ve yaralar kısas yapılacaktır diye yazdık” (Mâide
5/45) meâlinde bir âyet ve “Kâfire karşılık müslüman öldürülmez”
(Buhârî, “Diyât”, 24, 31), “Köle karşılığında hür öldürülmez” (Dârimî,
“Diyât”, 7) meâlinde hadisler bulunduğu için, âyetlerle hadisleri birlikte
değerlendirerek hükmü tesbit konusunda farklı yaklaşım ve ictihadlar
ortaya çıkmıştır:
266

