Page 262 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 262
2 / BAKARA SÛRESİ · 177
144-150. âyetler açıklanırken işaret edildiği üzere, kıble değişikliği
gerçekleştirildiğinde İslâm karşıtı gruplar bu olayı bir fitne ve karışık-
lık vesilesi olarak değerlendirmeye kalkışmışlardı. Konumuz olan âyette
İslâmiyet açısından asıl iyiliğin ve Allah’a saygının ibadet esnasında sırf
şeklî olarak yüzünü doğuya veya batıya çevirmek olmadığı ifade edilmek-
te; böylece içinde iman, ibadet ve ahlâk erdemlerinin yer almadığı bir
biçimselliğin din açısından temelde bir önem taşımadığı tesbit edilerek,
bir yandan kıble konusundaki tartışmaya son nokta konulmakta, bir yan-
dan da özden yoksun bir biçimsellikle dindarlığa ulaşılamayacağı şeklin-
deki çok önemli bir ilkeye vurgu yapılmaktadır.
Söz konusu âyetin devamında gerçekten dürüst (sâdık) insanların
ve takvâ sahibi sayılması gerekenlerin, zikredilen hasletleri kazanmış
kimseler olduğu ifade edilmiştir. Burada birr kelimesiyle sıdk (doğ-
ruluk-dürüstlük) ve takvâ kelimeleri arasında, neredeyse eşanlamlı
kabul edilebilecek kadar yakın bir ilişki kurulması Kur’an terminoloji-
si bakımından oldukça önemlidir. Bu husustaki dikkat çekici başka bir
âyetin meâli de şöyledir: “İyilik (el-birr) ve takvâ üzerinde yardımla-
şın; kötülük (el-ism) ve düşmanlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan
sakının (ittika). Çünkü Allah’ın vereceği ceza çok çetindir” (Mâide 5/2).
Görüldüğü gibi burada “birr” kelimesi “ism”in, yani kötülük ve günah
kavramının zıddı olarak kullanılmış ve takvâ ile birlikte zikredilmiştir.
Böylece Kur’anî anlamda “birr”, sıdk ve takvânın, birbirini tamamlayan
ahlâkî erdemler olduğu anlaşılmaktadır. Bu üç terim arasında hadislerde
de aynı ilişkinin kurulduğu görülür. Meselâ bir hadiste Hz. Peygamber
“... Ben sizin aranızda Allah karşısında en çok takvâ sahibi (etkā), en doğ-
ru (esdak) ve en iyi (eberr) olanınızım” buyururken (Buhârî, “İ‘tisâm”,
27; Müslim, “Hac”, 141) kendisini bu üç üstün nitelikle tanıtmıştır. Başka
bir rivayete göre Hz. Peygamber “Size doğruluğu (sıdk) tavsiye ederim.
Doğrulukla iyilik (birr) bir bütündür ve bu ikisine sahip olanlar cennet-
tedir” buyurmuşlar (İbn Mâce, “Duâ”, 5; Müsned, I, 3, 5, 8). Ticaret ehli-
ni uyaran bir hadislerinde de kıyamet gününde “füccâr” (günahkârlar)
damgası yemekten, ancak müttaki davranan, iyilik eden ve dürüst iş yapan
ticaret erbabının kurtulabileceklerini bildirmiştir (Tirmizî, “Büyû‘“, 4).
264

