Page 217 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 217

2 / BAKARA SÛRESİ · 135 – 141



           yalnızca Hanîf olan İbrâhim’in dinine, onun dininden olanlara uymu-
           şuzdur” (Taberî, I, 564). Müşrik Araplar, kendilerinin Hz. İbrâhim’in
           yolundan gittiklerini, kendi bâtıl itikadlarının da İbrâhim’in dininin bir
           devamı olduğunu ileri sürdükleri için âyetin bu kısmını istismar ederek,
           “Muhammed İbrâhim’in dinine uyduklarını söylüyor, biz de onun yolun-
           dan gittiğimize göre aramızda fark kalmadı” şeklinde düşünebilirlerdi.
           İşte âyette yukarıdaki ifadenin hemen ardından, “O müşriklerden değil-
           di” buyurulmak ve zımnen “Halbuki siz müşriksiniz” hatırlatması yapıl-
           mak suretiyle özellikle müşrik Araplar’ın ileri süreceği böyle bir iddianın
           önü kesilmiş bulunmaktadır (İbn Âşûr, I, 737).
             Hanîf kelimesinin anlamı ve menşei konusunda gerek eski müslü-
           man âlimler gerekse yerli ve yabancı çağdaş yazarlarca birbirinden farklı
           görüşler ileri sürülmüştür (bk. Şaban Kuzgun, “Hanîf”, DİA, XVI, 33 vd.).
           Müslüman âlimlerin çoğu kelimenin, “meyletmek, yönelmek” anlamına
           gelen Arapça “hnf” kökünden türetildiğini savunarak, “sapkınlıktan doğ-
           ru yola, başka bir dinden İslâm’a yönelen” anlamına geldiğini belirtirler
           (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “hnf” md.). Taberî hanîf kelimesini çok
           genel bir ifadeyle, “her şeyin doğru olanı” şeklinde açıkladıktan sonra
           terimin çeşitli âlimlerce yapılmış değişik tanımlarını sıralar ve sonunda,
           “İbrâhim’in dinine uyarak doğru yoldan giden, din konusunda onu ken-
           dine rehber edinen” anlamına geldiğini ifade eder (I, 564-566). Câhiliye
           devrinde sünnet olduktan sonra Kâbe’yi tavaf edene hanîf denmekteydi.
           Çünkü onlar, Hz. İbrâhim’in dininden sadece sünnet olmayı ve Kâbe’yi
           tavaf etmeyi yaşatıyorlardı.
             Kur’an-ı Kerîm’de hanîf kelimesi on yerde tekil, iki yerde de çoğul
           (hunefâ) şekliyle geçmekte; bunların dokuzunda Hanîfliğin müşrikliğin
           karşıtı olduğu belirtilmekte; bu arada sekiz yerde Hz. İbrâhim’in imanını
           tanımlamakta; bunların beşinde “din” anlamına gelen “millet” kelime-
           siyle kullanılmaktadır. Konumuz olan âyette de hanîf kelimesi açık bir
           şekilde “müşrik” kelimesinin karşıtı olarak müslüman anlamında kul-
           lanılmıştır. Şu halde bu kelime Kur’an dilinde, her şeyden önce tevhid
           anlamını içerir ve “Şirk kuşkusu taşıyan her türlü sapık görüşten uzakla-
           şarak, Allah’ın birliği inancına yönelen ve ihlâslı bir şekilde yalnız O’na
           kulluk eden” anlamına gelir. Âyete göre Hanîflik, putperestlik olmadığı



                                                                                   219
   212   213   214   215   216   217   218   219   220   221   222