Page 739 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 739
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 190 – 200
vereceği cezaya çarpılmaktan korkar ve bu cezadan koruması için Allah’ın
merhametine sığınır.
192-194. Bu âyetler bir önceki âyette aklıselim sahiplerinin cehennem
azabından Allah’a sığınmalarının ve kendilerini ondan koruması için dua
etmelerinin nedenini açıklayıcı mahiyettedir. 192. âyette, cehenneme
girenlerin zalimler olduğuna işaret edilmekte, bu sebeple âhirette hiçbir
yardımcılarının bulunmayacağı ve rezil olacakları bildirilmektedir. 193.
âyette “davetçi” diye tercüme edilen “münâdî”den maksat Hz. Peygamber
veya Kur’an’dır (Şevkânî, I, 458). İnsanları Allah’a iman etmeye çağırdığı
için kendisine bu sıfat verilmiştir. Âyet, rezil eden cehennem azabından
kurtulmanın tek çaresinin yüce Allah’a imana çağıran Hz. Peygamber’in
ve Kur’an’ın davetini kabul ve ona iman etmekte olduğunu vurgula-
maktadır. Bunun farkında olan aklıselim sahibi müminler bu çağrıya
uyduklarını ve hemen iman ettiklerini Allah’a yakararak ifade etmişler
ve günahlarını affetmesi, kötülüklerini bağışlaması ve kendilerine iyile-
rin ölümünü nasip etmesi için O’na niyazda bulunmuşlardır. Âyetin son
cümlesini lafza bağlı olarak “Canımızı iyilerle birlikte al” şeklinde ter-
cüme etmek mümkündür. Burada maksat, Allah katında iyi ve makbul
sayılan kişilerle ortak niteliklere sahip olma dileğinde bulunma, Allah’ın
kendilerini ölünceye kadar dinden dönmeden iyi bir hal üzere yaşamayı
ve ölürken de iyiler zümresinden olarak ölmeyi nasip etmesini isteme
olduğu için (İbn Âşûr, IV, 200) bu cümle meâlinde “Bize iyilerin ölümü-
nü nasip et” şeklinde çevrilmiştir.
Ebrâr, birr masdarından türemiş olan berr kelimesinin çoğulu olup “iyi-
ler, doğrular, iyilik ve ihsanı bol olanlar” anlamlarında bir sıfattır (“birr”
hakkında bilgi için bk. Bakara 2/177; Âl-i İmrân 3/92).
Önceki âyetlerde dünya ve âhiret mutluluğunu elde etmek için gere-
ken sebeplere sarıldıklarını ifade eden müminler 194. âyette dualarını
tamamlarken, yüce Allah’ın peygamberler vasıtasıyla verdiği sözü yeri-
ne getirmesini, kendilerini âhirette cehenneme sokup rezil etmeme-
sini istemektedirler. Onların bu tutumu “Allah’ın, verdiği sözü yerine
getirip getirmeyeceği konusunda şüpheye düştükleri” anlamına gelmez.
Nitekim âyetin “Sen asla sözünden caymazsın” meâlindeki son cümlesi
741

