Page 737 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 737
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 190 – 200
tılmaktadır. Bu durum sûrenin sona ermekte olduğuna bir işarettir.
Müfessirlerin Bakara sûresinin bir devamı olarak değerlendirdikleri bu
sûrede Kur’an-ı Kerîm’in temel inanç konuları olan tevhid, nübüvvet ve
âhiretin yanında ağırlıklı olarak Ehl-i kitaba yani yahudi ve hıristiyanlara
yapılan çağrılar yer almıştır. Bu âyetlerde de aynı konular özet olarak ele
alınmakta, Allah’ın birliği, eşsizliği, kudreti, yaratması hakkında delil-
ler getirilmekte, böylece öldükten sonra dirilmenin mümkün olduğuna
işaret edilmektedir. Sûrenin başlangıcında da böyle bir özet verilmiş,
müteakip âyetlerde tartışılan ana konulara uygun ön sözler olarak Allah,
vahiy ve öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna dair deliller getirilmiş-
ti. Burada ise aynı konulara temas veya işaret edilerek sûrenin konu ve
mesaj bütünlüğü korunmuştur.
Yüce Allah’ın insana lutfettiği en büyük nimetlerden biri akıldır. Ancak
insanın doğru yolu bulması için akıl sahibi olması yeterli değildir. Bu
sebeple peygamberler ve kitaplar gönderilmiştir. Gözün görebilmesi için
güneş ışığına ihtiyacı olduğu gibi aklın gerçeği –özellikle gayb âlemini–
kavrayabilmesi için de vahyin ışığına ihtiyacı vardır. Râgıb el-İsfahânî
akıl ile vahyin bu önemini şöyle ifade etmiştir: “Azîz ve celîl olan Allah’ın
insanlara iki elçisi vardır; ilki bâtınî elçi olan akıl, ikincisi de zâhirî elçi
olan peygamberdir. Öncelikle bâtınî elçiyi (akıl) kullanmadan zâhirî elçi-
den (peygamber) yararlanmak mümkün değildir; çünkü peygamberin
öğretisinin sahih olduğu akılla bilinir... Akıl olmasaydı din yaşayamazdı,
din olmasaydı akıl şaşkın kalırdı. Onun için Allah Teâlâ bu ikisini ‘nûr
üstüne nûr’ buyurarak (Nûr 24/35) birbirine bağlamıştır” (ez-Zerîa ilâ
mekârimi’ş-şerîa, s. 207). İşte 190 ve devamındaki âyetlerde de akılla
vahyin bu uyumuna işaret edilmekte; evren üzerinde sağlıklı gözlemde
bulunan insanların evrendeki muhteşem sistemi kavrayacağı, onu yara-
tıp düzenleyen yüce kudreti bilip tanıyacağı, kendisini imana davet eden
elçinin bu çağrısına uyarak rabbine imanını derin bir içtenlikle ikrar
edeceği ve nihayet bir bakıma onunla diyalog kurarak esenlik dileklerini
O’na arzedeceği bildirilmektedir.
İşte 190. âyet, bu sürecin başlatılabilmesi için insan aklını göklerin,
yerin ve bunlarda bulunan varlıkların yaratılışını düşünmeye ve hikme-
tini kavramaya çağırmaktadır. Evrenin sistemini düşünmek, yukarıda
739

