Page 738 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 738
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 190 – 200
arzedilen sonuçları yanında insanı bu hayattan sonra başka bir hayatın
yani âhiret hayatının da var olabileceği fikrine de götürür. İnsana veril-
miş olan aklın sağlıklı kullanılması, kendisinin bir yetki ve sorumluluğu-
nun olması gerektiğini, bu dünyada yaptıklarının ceza veya mükâfat ola-
rak karşılığını alabileceği bir hesap gününün bulunması lazım geldiğini
düşünmeye sevkeder. Kişi böyle bir düşünce düzeyine ulaştığında sorum-
luluk duygusu daha da artar ve dünyada günah işlemekten sakınır; âhiret-
te de cehennem azabından koruması için yüce Allah’a sığınır ve O’na dua
etmeye yönelir. 191. âyetin son cümlesi ve onu izleyen âyetler bu durumu
açıkça göstermektedir (Kur’an’da akıl, lüb, fuâd, kalb vb. kavramların
anlamları ve genel olarak düşünmenin önemi hakkında bk. A‘râf 7/179).
Allah’ın birliğini, yüceliğini ve sonsuz kudretini kabul ettirmek için
insanı gökler ve yer hakkında düşünmeye sevkeden bu âyetler, Allah’ın
kitabında yazılı olan delillerini okuyup düşündükten sonra onu bir de bu
uçsuz bucaksız kâinat kitabını okuyup tefekkür etmeye çağırmaktadır.
Bakara sûresinin 164. âyetinde Kur’an’ın tevhid ilkesini kanıtlamak üze-
re daha kapsamlı olarak sekiz ayrı kozmolojik delil sıralanmıştı. Burada
Bakara sûresinde getirilmiş bulunan kozmik delillerin en önemlileri
sayılan, varlığın zaman ve mekân boyutları üzerinde Allah’ın kudretini
göstermek üzere göklerin ve yerin yaratılışıyla gece ve gündüzün farklı
oluşu özet olarak zikredilmiştir. Şüphesiz ki tabiatın kendisi, incelenip
ibret almaya değer ilâhî bir mûcizedir. Hayalimizle dahi kuşatamayaca-
ğımız kadar uçsuz bucaksız genişliğe sahip olan, her birinin kendine has
özellikleri bulunan ve birbirine çarpmadan uzay boşluğunda hareket eden
gök cisimlerinde elbette aklıselim sahipleri için alınacak ibretler vardır.
Bu cisimlerin yaratılışı, uzay boşluğundaki hareketlerini sağlayan siste-
mi, gece ile gündüzün değişmesi, özellikle canlıların ve bitkilerin fayda-
ları üzerine düşünen bir akıl, mutlaka bunları yaratan sonsuz bir gücün
varlığını kabul eder, bu muazzam sistemin boşuna yaratılmadığını anlar,
işte o zaman bu güç karşısında aczini anlar, hayranlık ve kulluk duygusuy-
la eğilir; gönlünü o yüce kudrete arzederek niyazda bulunur. 191. âyette
belirtildiği üzere göklerin ve yerin yaratıcısı ve sahibi olan yüce Allah’ı
ayakta, oturarak, yatarak, kısaca bütün hallerinde derin bir saygıyla anar;
böyle bir gücün emirlerine ve yasaklarına karşı geldiği takdirde O’nun
740

