Page 743 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 743

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 190 – 200



           onun öldüğünü sahâbeye haber vermiş ve “Habeşistan’daki bir kardeşi-
           niz öldü, onun için namaz kılın” buyurarak namazgâha çıkmış, ashâbı saf
           haline getirip Necâşî için (gıyabî) cenaze namazı kıldırmıştır (Müslim,
           “Cenâiz”,  21/62-67).  Bu  olayı  istismar  etmek  isteyen  münafıklar,
           “Habeşistan’da ölen bir hıristiyanın namazını kılıyor!” demişler, bunun
           üzerine bu âyet inmiştir (İbn Kesîr, II, 169). Âyetin iniş sebebi bu olay
           olmakla beraber hükmü geneldir. Ehl-i kitap’tan olup da Allah’ın birliği-
           ne, Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an’a ve ondan önceki peygamberlere
           indirilen kitaplara iman edenler ve Allah’a içtenlikle saygı duyup O’nun
           âyetlerini dünya menfaati ile değiştirmeyenler cennete gireceklerdir.
           Onların Allah katında mükâfatları vardır (ayrıca bk. Bakara 2/41, 79, 174;
           Mâide 5/69, 83-85).

           200. Sözlükte sabır “acıya katlanmak, zorluklara ve sıkıntılara göğüs
           germek” demektir (bilgi için bk. Bakara 2/45). Aynı kökten gelen ve
           meâlinde “kararlılıkta yarışın” diye çevrilen fiilinin masdarı olan müsâbere
           ise “kişinin kendisiyle başkası arasında meydana gelen olumsuzluklara
           katlanması (Râzî, IX, 155), kendisine karşı direnen kimseye (düşmana)
           daha fazla mukavemet etmesi” anlamına gelir (İbn Âşûr, IV, 208).
             Sözlükte “düşmanın geleceği yeri bekleyip korumak” anlamına gelen
           ribât, terim olarak “Allah yolundan ayrılmamak, düşmana karşı uyanık
           ve hazırlıklı bulunmak” anlamına gelmektedir. Aslında ribât “düşmanın
           ansızın saldırmasını önlemek için atı bağlayıp hazır tutmak” anlamı-
           na gelen “rabtü’l-hayl” ifadesinden alınmıştır. Daha sonra ister süvari
           ister piyade olsun, sınır boylarında bekleyen kimseye “nöbetçi, nöbet
           bekleyen” anlamında, bu kelimenin türevi olan murâbıt adı verilmiş-
           tir. Murâbıt “bir müddet beklemek için sınıra giden kimse” demek olup
           terim olarak silâh altında bulunan, kışla ve karakollarda duran ve nöbet
           bekleyen asker için kullanılır (Elmalılı, II, 1265).
             Âl-i İmrân sûresinin özellikle baş taraflarında tevhid, nübüvvet ve âhi-
           ret gibi dinin esaslarını oluşturan itikadî konularda açıklamalar yapılmış,
           daha sonra hac, cihad ve benzeri amelî konulara değinilip kulların bun-
           ları yerine getirmekle yükümlü oldukları bildirilmiş, son âyetinde de bu
           görevlerin yerine getirilebilmesi için kulların yapmaları gerekenler üze-



                                                                                   745
   738   739   740   741   742   743   744   745