Page 744 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 744

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 190 – 200



                 rinde durulmuştur. Çünkü bu görevler kulun ya sadece kendisiyle ilgilidir
                 veya kendisiyle başkaları arasında gerçekleşmektedir. Yüce Allah kulun
                 sadece kendisini ilgilendiren yükümlülükler için kula sabırlı olması-
                 nı tavsiye ederken; kendisiyle başkaları arasında gerçekleşecek olanlar
                 için de müsâbereyi yani kararlılıkla direnmeyi emretmektedir. Meselâ
                 düşmana karşı cihad ederken ondan daha fazla direnmesini ve ona galip
                 gelmesini istemektedir. Düşmanın ansızın saldırıp müslümanları gafil
                 avlamasını ve onları imha etmesini önlemek için de sınır boyların-
                 da nöbet tutmaları ve düşmana karşı daima dikkatli olmaları uyarısında
                 bulunmaktadır. Hz. Peygamber de birçok hadiste müminlerin düşman-
                 larına karşı uyanık olmalarını, sınırda bekleyerek düşman saldırılarını
                 önlemelerini emretmiş, bunu yapanların Allah katında büyük mükâfa-
                 ta ereceklerini ve cehennem ateşinden kurtulacaklarını haber vermiştir
                 (bk. Buhârî, “Cihâd”, 73; Müslim, “İmâre”, 163; İbn Kesîr, II, 171-177;
                 Kurtubî, VI, 324-326; silâh gücü bakımından hazırlıklı olmanın önemi
                 için bk. Enfâl 8/60).
                   Hz. Peygamber bir namazı kıldıktan sonra diğer namazı beklemeyi
                 mecazi anlamda “nöbet bekleme” olarak isimlendirdiği için (Müslim,
                 “Tahâret”, 41; Tirmizî, “Tahâret”, 39) bazı müfessirler buradaki ribâtı bu
                 anlamda yorumlamışlardır. Ancak İbn Âşûr, Hz. Peygamber’in ifadesinin
                 bir benzetme olduğunu, bir namazı kıldıktan sonra diğer namazı kılmak
                 için vaktinin gelmesini beklemeyi sınır boylarında nöbet beklemeye
                 benzettiğini ifade etmektedir (IV, 209). Bununla birlikte namaz ibadetinin
                 kişiyi kötülüklerden koruyucu özelliğe sahip bulunduğu düşünüldüğünde
                 âyetin hakikat olarak her iki anlamı da kucaklayacak mahiyette olduğu
                 kabul edilebilir. Çünkü nöbetlerin biri vatanı düşmandan, diğeri ise nefsi
                 kötü davranışlardan korumaya yöneliktir. Nitekim âyetin, aynı zamanda
                 sûrenin son cümlesinde kurtuluşa ermek için takvânın yani Allah’tan
                 korkmanın emredilmiş olması, âyetin her iki anlamı da içerdiğine işaret
                 eder. Bunların biri yapılıp diğeri yapılmadığı takdirde takvâ gerçekleşmiş
                 olmaz dolayısıyla kurtuluş da olmaz.
                   Muhammed Abduh buradaki takvâ emri ile ilgili olarak özetle şöyle
                 der: Takvâ senin, Allah’ın gazabından ve azabından kendini korumandır.
                 Bu da ancak Allah’ı tanımak, O’nu razı edecek ve O’nu kızdıracak şeyleri



          746
   739   740   741   742   743   744   745