Page 729 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 729

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 185 – 189



           ifade ile her canlının ölümü tadacağı, ancak Allah yolunda gayret gösteren
           şehit veya gazi olan müminlerin mükâfatlarının kıyamet gününde verile-
           ceği belirtilmektedir. Yani nasıl olsa her canlının âkıbeti ölümdür. Bugün
           ölmezse yarın ölecektir. O halde müminler, münafıkların propagandala-
           rına aldanıp da şehit vermelerinden dolayı fitneye düşmemeli ve Allah’ın
           yardımı hakkında yanlış düşüncelere kapılmamalıdır.
             Bazı âlimler nefsin “ruh ve zat” anlamına geldiği gerekçesinden ve
           “Herkes ölümü tadacaktır” meâlindeki bu âyetten hareketle ruhun ölme-
           yeceği kanaatine varmışlardır. Çünkü tatmak bir hayat eseri olup tatma
           anında tadan kimsenin diri olmasını gerektirir. Buna göre âyetten anlaşı-
           lan şudur: Ruh ve beden ayrı ayrı varlıklar olduğu için bedenin ölmesiyle
           ruh ölmeyecektir; diri ve bâki olan ruh (nefis), bedenin ölümünü tada-
           caktır. Bu görüşte olanlar, âhiret kavramını da ruhun ölmezliği prensibine
           dayandırarak, âhiret hayatını ruhsal bir hayat şeklinde düşünmüşlerdir.
           Başka birçok müfessir ise bu yorumun bir zorlama olduğunu ileri sürerek
           “Her nefis ölümü tadacaktır” meâlindeki cümlenin, “Her nefis ölecektir”
           anlamına geldiğini söylemiştir (Elmalılı, II, 1244).
             Elmalılı’ya göre ölümden sonra nefis ve ruhun büsbütün yok olmayıp bir
           süre daha kalabileceği başka delillerle sabit ise de genel anlamda bütün
           ruhların ölmez olduğu iddiası ne aklen ne de naklen sabittir. Ancak, “Her
           nefis ölümü tadacaktır” hükmü de genel anlamda cârî olmayıp bunun da
           istisnaları vardır. Nitekim Zümer sûresinin 68. âyetinde sûra üflendiği
           zaman göklerde ve yerde ne varsa hepsinin öleceği, ancak Allah’ın, dile-
           diği kimselerin ölmeyecekleri bildirilmiştir. Bu sebeple göklerde ve yerde
           meleklerden ve ruhlardan diri kalanlar olacaktır (II, 1244 vd.).
             Süleyman Ateş, İbn Kayyim’in ruhun ölmezliğini aklî ve naklî kanıtlarla
           ispata çalıştığını naklettikten sonra şöyle der: “Ruh yaratılmıştır, evve-
           li vardır ama sonu yoktur. Ruha ölümsüzlük verilmiştir. Beden içinde
           olgunlaşan ruh, bedenden ayrıldıktan sonra varlığını korur, dünyada yap-
           tığı işlere göre ya güzel yerlerde bulunur veya bir süre azap çeker. Kıyamet
           gününde ruhlar tekrar bedenlere sokulup haşrolunurlar. Âyet ve hadisler-
           den anladığımız budur. Gerçeği Allah bilir” (II, 155; nefis hakkında bilgi
           için bk. Nisâ 4/1).
             Yapılan iyi veya kötü işlerin bütün karşılığını dünyada iken almak çok
           zaman mümkün olmayabilir. Meselâ şehitlerin mükâfatlarını dünyada



                                                                                   731
   724   725   726   727   728   729   730   731   732   733   734