Page 726 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 726

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 181 – 184



                 Allah’ın onlara “böyle bir mûcize getirmediği takdirde hiçbir peygambe-
                 re inanmamalarını emrettiği” anlamı çıkmaz. Bilakis âyet onları yermekte
                 ve iddialarında doğru olmadıklarına işaret etmektedir. Çünkü daha önce
                 Zekeriyyâ ve Yahyâ gibi birçok peygamber, diğer mûcizelerin yanında onla-
                 rın istediği bu mûcizeyi de getirmişlerdi; ancak bunların ataları o peygam-
                 berleri öldürmüşlerdir (İbn Âşûr, IV, 186).
                   Rivayete göre eskiden bir kimse bir sadaka verdiğinde sadakasının kabul
                 edilip edilmediğini öğrenmek için Allah’a bir kurban takdim ederdi, sada-
                 kası kabul edilmişse Allah tarafından gökten gönderilen bir ateş o kurba-
                 nın üzerine iner ve onu yakardı (Taberî, 1V, 197). Bu şekilde kurban tak-
                 dim etme olayı İsrâiloğulları’na gönderilen peygamberler için bir mûcize
                 olmuştu. Peygamberin, Allah tarafından gönderilmiş olduğunu ispat etme-
                 si için bir kurban kesilir, peygamber kalkar dua eder, bunun üzerine gökten
                 inen bir ateş o kurbanı yakardı. Bu durum o peygamberin iddiasında doğru
                 olduğunu gösteren bir mûcize olurdu (krş. Zemahşerî, I, 234; I. Kırallar,
                 18/36-38). Ancak peygamberlerin mûcizeleri sadece bundan ibaret değildi.
                 Her peygamber kendi zamanına ve hitap ettiği topluma uygun olarak çeşitli
                 mûcizeler getirmiştir. Nitekim Hz. Îsâ’nın ve Hz. Muhammed’in mûcize-
                 leri tamamen farklı şeylerdi. İsrâiloğulları’na gönderilen peygamberler
                 onların istedikleri mûcizelerden fazla olarak başka mûcizeler de getirmiş
                 olmalarına rağmen onlar birçok peygamberi öldürmüşlerdir. Yüce Allah
                 onları kınamak üzere “Doğru söylüyorsanız onları (peygamberleri) niçin
                 öldürdünüz?” buyurarak onların Hz. Peygamber’den kurban mûcizesi iste-
                 melerinde samimi olmadıklarına işaret etmektedir.

                 184. “Belgeler” diye çevrilen beyyinât kelimesi “açık kanıtlar, belgeler
                 veya mûcizeler” anlamına gelmektedir; zübür ise “kitap” anlamına gelen
                 zebûrun çoğuludur. “Aydınlatıcı kitap”tan maksat Tevrat veya herhan-
                 gi bir ilâhî kitaptır. Burada Hz. Peygamber teselli edilmekte ve ondan
                 yahudilerin  kendisini  yalanlamalarına  üzülmemesi  istenmektedir.
                 Çünkü onların bu tutumu Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu mûcizeler-
                 deki veya kitaptaki eksiklikten değil, aksine niyetleri ve inançları bozuk
                 olan insanların öteden beri peygamberlere karşı açığa vurdukları isyan
                 duygusundan ileri gelmektedir. Önceki peygamberler de kitaplar getir-



          728
   721   722   723   724   725   726   727   728   729   730   731