Page 720 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 720

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 176 – 180



                 178. Sözlükte “mühlet vermek, hedefine ulaşması için kişiyi yaptığı işte
                 serbest bırakmak, istediği gibi otlaması için atın bağını uzun tutmak”
                 anlamlarına gelen imlâ kelimesi, burada kâfirlerin dünyada iradeleri-
                 ni serbestçe kullanabilmeleri için kendilerine fırsat verildiğini ifade
                 etmektedir. Bu, Allah’ın bütün insanlık için koymuş olduğu değişmez
                 kanunudur (sünnetullah). İnsanlar bu dünyada kendi hür iradeleriyle
                 tercihte bulunurlar, diledikleri gibi yaşarlar. Ancak yüce Allah burada
                 inkârlarına rağmen kâfirlere böyle bir fırsat vererek onları serbest bırak-
                 masının kendileri için hayırlı bir şey olduğunu sanmamaları gerektiğini,
                 onlara sadece günahlarının artması için mühlet verdiğini, dolayısıyla
                 bunun sevinilecek veya övünülecek bir şey olmadığını haber vermekte
                 ve bu suretle onları uyarmaktadır. Çünkü insan kuvvetli bir imana, güzel
                 bir ahlâka ve iyi bir amele sahip ise işte o zaman yüce Allah’ın ona ver-
                 diği fırsat, uzun ömür ve bol servet faydalı olur. Oysa inkârcılarda iman
                 ve imana dayalı güzel amel yoktur. Bu sebeple onların ömürlerinin uzun,
                 servetlerinin çok olması günahlarını arttırmaktan başka bir şeye yara-
                 maz. Günahları arttıkça da azapları şiddetlenecektir. Bu sebeple yüce
                 Allah onlar için alçaltıcı bir azap hazırlanmış olduğunu bildirmektedir.

                 179. Bu âyet müslümanların Uhud Savaşı’ndaki yenilgilerinin hikmet-
                 lerinden birini daha ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber’in Mekke’deki
                 müslümanlarla birlikte Medine’ye göç edip de orada bir devlet kurması
                 üzerine gerek Medine’de gerekse çevresindeki bölgelerde İslâm’ı kabul
                 edenler hızla çoğalmaya başladı. Bu durum karşısında İslâm’a inan-
                 madığı halde çeşitli nedenlerle müslüman görünenlerin sayısı da arttı.
                 Nitekim Uhud Savaşı’na giderken 1000 kişilik bir İslâm ordusu içinden
                 300 kişilik münafık bir grubun ayrılmış olması o gün müslümanlar ara-
                 sında münafıkların ne derece kalabalık olduklarını göstermektedir. İşte
                 yüce Allah bu karışık durumun devam etmesini istemediği için samimi
                 müminleri münafıklardan ayırt edecek bir sebep meydana getirdi ki o da
                 Uhud Savaşı’dır. Hicretin ilk yıllarında müslümanlar henüz toparlanmış
                 ve güçlenmiş olmadıkları, yeni müslüman olanların da kalplerine iman
                 henüz iyice yerleşmiş olmadığı için yüce Allah onları böyle bir imtihana
                 tâbi tutmadı. Çünkü o dönemde böyle bir imtihan müslümanları sarsa-
                 bilir, aralarında ayrılığın çıkmasına neden olabilirdi. Bedir Savaşı’nda



          722
   715   716   717   718   719   720   721   722   723   724   725