Page 715 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 715

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 172 – 175



           birini Medine’ye gönderdiler. Nuaym müslümanları düşmanla korkutup
           anlaşma yerine gitmemelerini sağlamaya çalıştı, fakat başaramadı. Âyetin
           bu olayla ilgili olarak indiği de rivayet edilmiştir (bk. Zemahşerî, I, 230-
           231; Elmalılı, II, 1232). Ancak âyetler bir bütün olarak değerlendirildiğin-
           de Uhud olayına daha uygun düşmektedir. Çünkü âyette müslümanların
           yaralandıktan sonra tekrar savaşa çıktıkları ifade edilmektedir. Oysa müs-
           lümanlar Küçük Bedir’e giderken yaralı değillerdi (bk. Ateş, II, 144).
             “Bu, onların imanlarını arttırdı” anlamındaki ifadeden ve benzeri âyet-
           lerden hareketle imanın artıp eksilebileceğini iddia edenler ve buna karşı
           çıkanlar olmuştur. Karşı çıkanlara göre iman ne artar ne de eksilir. Çünkü
           imanın artması küfrün azalması halinde, küfrün artması ise imanın azal-
           ması halinde düşünülebilir. Bu durumda kişi aynı anda iki özelliği bir arada
           taşıyacağı için hem mümin hem de kâfir olması gerekir, oysa bu imkânsız-
           dır. İman psikolojik bir olaydır. Şartlara göre kuvvetlenmesi veya zayıfla-
           ması söz konusu olmakla birlikte, artması veya eksilmesi düşünülemez.
           Bir mümin, iman esaslarını inkâr etmedikçe ne kadar büyük günah işlerse
           işlesin ona kâfir denilemez; ona ancak günahkâr denilir. Eğer günah işle-
           mek imanı azaltsaydı günahkâra kâfir denilmesi gerekirdi; oysa günahkâr
           iman esaslarını inkâr etmediği müddetçe kâfir değildir (bk. Beyâzîzâde
           Ahmed Efendi, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin İtikadî Görüşleri, s. 117).
             Elmalılı Muhammed Hamdi’ye göre de imanın aslı artıp eksilmez. Zira
           iman kalbin tasdikinden ibarettir. Tasdik ise nicelik vasfı taşımadığı için
           onunla ilgili artma ve eksilme ifadeleri, “kuvvetlilik ve zayıflık” ile tef-
           sir edilmelidir. Ancak destekleyici davranışların (ibadet ve diğer iyilik-
           lerin) artmasıyla imanın kemalinin artacağında şüphe yoktur. Aslı tevhid
           olan iman, bir ağaç gibi kol ve dallarını arttıra arttıra büyüyüp serpilerek
           sonunda istenen meyvelerini verir (VI, 4410). Ayrıca ameli imandan bir
           cüz (parça) sayanlara göre iman muhtevası nicelik bakımından da artar
           veya eksilir. Ameli imandan bir parça saymayanlara göre ise iman kuvvet-
           lenir veya zayıflar; artma ve eksilmenin anlamı budur.
             Bize göre bir tasdik psikolojisi olarak imanın, yak^nin (kesinliğin) üst
           derecelerine doğru yükselmesi bir artıştır; nitekim Kur’an’da da bu yük-
           selişe “artış” denmiştir. Ancak yak^ndeki derece eksikliğine küfür deni-
           lemez. Çünkü küfür iman esaslarını (inanılacak şeyleri) bilinçli olarak
           eksiltmekle gerçekleşir.



                                                                                   717
   710   711   712   713   714   715   716   717   718   719   720