Page 711 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 711

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 164 – 171



             167. âyetteki “Savaş olacağını bilsek elbette size katılırız” şeklinde ter-
           cüme edilmiş olan ve buna göre yorumlanan bölümü bazı müfessirler,
           “Eğer savaşmasını bilseydik elbette size katılırdık (ama biz savaşmasını
           bilmeyiz)” şeklinde de yorumlamışlardır (Elmalılı, II, 1228).

           168. İslâm ordusundan ayrılan münafıklar, ordudan ayrılmayıp savaşa
           katılan ve şehit olan akrabaları hakkında, “Bizi dinleselerdi öldürül-
           mezlerdi” diyerek ordudan ayrılmadaki asıl maksatlarının ne olduğunu
           ortaya koymuşlardır. Oysa daha önce, “Savaş olacağını bilsek size katılı-
           rız, (savaş olacağını sanmıyoruz)” diyorlardı. Esasen onlar bu sözleriyle
           müslüman askerleri savaştan kaçmaya teşvik ettiklerini, teşvikleri etki-
           li olmadığı için gücendiklerini, bundan dolayı da savaşta şehit olanları
           küçümsediklerini, onların öldürülmelerine sevindiklerini ve bütün bun-
           lardan öte Allah’ın takdir ettiği eceli inkâr ettiklerini itiraf etmişlerdir
           (Elmalılı, II, 1228). Yüce Allah onlara cevaben buyuruyor ki: “Eğer sözü-
           nüzde doğru iseniz, ölümü başınızdan savın!” Şüphe yok ki ölümü savmak
           hiçbir kimse için mümkün değildir, zira “Herkes ölümü tadacaktır” (Âl-i
           İmrân 3/185; Ankebût 29/57). Önceki âyetlerin tefsirinde de açıklandığı
           gibi insanların hayat süresi (eceli) yüce Allah tarafından belirlenmiştir.
           Bu süre kesinlikle değişmez. Öyle ise vatana saldırmış olan düşmana kar-
           şı savaşarak şerefle ölmek, savaştan kaçarak alçakça ölmekten daha iyi
           değil midir? Zillet içinde yaşamaktansa şerefle şehit olmak daha üstün
           değil midir?

           169-171. Allah yolunda şehit olanların “ölü” olduklarını düşünmek doğ-
           ru değildir. Çünkü ölü, hayatı sona eren, duyuları yok olan, bu nedenle
           hiçbir şeyi algılayamayan kimse demektir; oysa Allah yolunda öldürülen-
           ler böyle değillerdir; onlar görünürde ölmüş olsalar bile Allah’ın kendi-
           lerine bahşettiği özel bir hayatla diridirler. Onların hissetme, lezzet ve
           zevk alma kabiliyetleri vardır; Allah katında onlara bol nimetler, geniş
           rızıklar sunulmakta ve mutlu bir hayat yaşamaktadırlar; fakat dünyada-
           ki insanlar bunu farkedemezler. Çünkü şehitlerin hayatları mahiyet ve
           boyut bakımından dünyadakilerden farklıdır (İbn Âşûr, IV, 366).
             Genellikle müfessirler bu tür âyetleri ruhun ölümsüzlüğü inancıyla
           açıklamışlardır. Onlara göre ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından



                                                                                   713
   706   707   708   709   710   711   712   713   714   715   716