Page 703 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 703

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 156 – 163



           ilgisi bulunmadığı kolayca anlaşılır. Nitekim bir âyette “İnsan ancak çaba-
           sının sonucunu elde eder” (Necm 53/39) buyurulmuştur. Hz. Peygamber
           de kuşların bile sabahın erken saatlerinde yuvalarından ayrılarak akşamın
           karanlığına kadar Allah’ın kendileri için yarattığı rızıklarını aradıkları-
           nı hatırlatarak (Müsned, I, 52) Allah’a gerçek anlamda tevekkül etmenin
           “esbaba tevessül”ü (sebeplere sarılmayı) gerektirdiğini anlatmak iste-
           miştir. Devesini bağladıktan sonra mı yoksa onu salarak mı tevekkül etmiş
           olacağını soran bedevîye hitaben de “Önce deveni bağla, sonra Allah’a
           tevekkül et” (Tirmizî, “Kıyamet”, 60) buyurarak İslâm’ın tevekkül anla-
           yışını somut örneklerle açıklamıştır. Tevekkülü itici bir güç olarak değer-
           lendiren ashâb-ı kirâm ise bu anlayış sayesinde daha İslâm’ın ilk yüzyılı
           bitmeden İslâm dinini bir dünya ve milletler dini haline getirmeyi ve kıta-
           ları fethetmeyi başarabilmişlerdir.
             Tevekkül halinin önemli bir faydası da gerekeni yaptıktan sonra kişinin
           kararlı, güvenli, huzurlu olmasını sağlamasıdır; çünkü tevekkülün kavram
           çerçevesi içinde Allah’ın âdet ve kanunlarına güvenmek de vardır (bilgi
           için bk. Ahmet Saim Kılavuz-Mustafa Çağrıcı, “Tevekkül”, İFAV Ans., IV,
           355-356).


           160. 150. âyette buyurulduğu üzere müminlerin yardımcısı yüce Allah’tır
           ve O, en iyi yardımcıdır. O, dostlarını ve sevdiği kullarını korur, gözetir
           ve onlara yardım eder. Nitekim Bedir Savaşı’nda melekleriyle müminlere
           yardım etmiş ve onları düşmanlarına galip getirmişti. Uhud Savaşı’nda da
           müminler tamamen imha edilmekten Allah’ın yardımıyla kurtulmuşlar-
           dır. Allah’ın dostluğunu ve yardımını kazanmış olan kimse başkalarının
           yardımına muhtaç olmaz. O’nun yardımının tecelli ettiği yerde mağlûbi-
           yet yoktur; yardımsız bıraktıkları ise iflâh olmazlar. Bu sebeple müminler
           sadece O’na dayanmalı, O’na tevekkül etmeli ve O’ndan yardım isteme-
           lidirler. Allah’ın bir kimseye veya bir millete yardım etmesi veya onları
           yardımsız bırakması şüphesiz ki sebeplere ve hikmetlere dayanmaktadır.
           Bu sebeple müminler Allah’ın yardımına erişebilmek için O’nun rızâsına
           uygun hareket etmeli ve gazabına sebep olacak davranışlardan da sakın-
           malıdır. Ancak böyle yaptıkları takdirde yüce Allah’ın yardımına lâyık
           olurlar. Nitekim “Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size
           yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır” (Muhammed 47/7) meâlin-



                                                                                   705
   698   699   700   701   702   703   704   705   706   707   708