Page 699 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 699
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 156 – 163
almak, danışıp görüş almak, işaret almak” gibi mânalara gelir; aynı kök-
ten olan şûra ile eş anlamlıdır. Terim olarak müşâvere “herhangi bir iş
hakkında konunun uzmanlarının veya o konuda görüş bildirebilecek kim-
selerin görüşlerine başvurmak, onlarla görüş alış-verişinde bulunmak”
demektir. Şûrâ ise “yöneticilerin ve özellikle devlet başkanının kamu
görevini yürütürken istişarede bulunmasını ve istişare sonucu oluşan
eğilimi göz önünde bulundurmasını” ifade eden bir terimdir. İsim olarak
şûrâ “toplanıp görüş alış-verişinde bulunan cemaat” anlamına gelir.
Burada “iş hakkında onlara danış” şeklindeki ilâhî buyrukla Hz.
Peygamber’in şahsında bütün ümmete ve özellikle yöneticilere danışa-
rak iş yapmaları emredilmiştir. Başka bir âyette de “İşleri aralarındaki
danışma ile yürür” (Şûrâ 42/38) buyurularak istişare ile hareket etmek
müslümanların üstün meziyetleri arasında sayılmış, böylece müslüman
toplumlarda yönetimin şûra ve meşveret esasına dayanması gerektiği
belirtilmiştir.
Yüce Allah Hz. Peygamber’i İslâm’ı yaşamak üzere örnek bir insan
olarak gönderdiği gibi arkadaşlarının da sonraki nesilleri yetiştirebi-
lecek seviyede örnek bir toplum haline gelmelerini istemiş, bu sebeple
Hz. Peygamber’e onları en güzel bir şekilde yetiştirmesini emretmiştir.
Bu cümleden olarak onların şahsiyetlerine değer vermesini, yönetimde
onlarla istişare etmesini, onlara görev verip sorumluluk duygularının
gelişmesi için çaba göstermesini, hatalarını bağışlamasını, günahları-
nın affı için dua etmesini emretmiştir. Böylece müslümanların hem Hz.
Peygamber’e hem de birbirlerine karşı sevgi ve saygıları daha da artarak
birlik ve beraberlikleri sağlanmış, münafıkların istismar edebilecekleri
kapılar kapatılmıştır.
Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn şahsî hayatlarında olduğu gibi,
toplum ve devlet yönetimiyle ilgili meselelerde de şûraya büyük önem
vermişler, daima etraflarındaki müslümanların görüşlerini alarak hare-
ket etmişlerdir. Hz. Peygamber vahiy dışındaki meselelerde özellikle
savaş konularında sahâbe ile istişare eder, tartışır, sonra karar verirdi.
Kararında kendi görüşüne aykırı da olsa çoğunluğun görüşünü ve doğru
olanı kabul ederdi. Bunun pek çok örneği vardır. Bedir Savaşı’nda ordu
için seçilecek karargâh konusunda arkadaşlarıyla yaptığı istişarede sahâ-
701

