Page 700 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 700
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 156 – 163
beden birinin teklifini kabul etmiş ve karargâhı onun işaret ettiği yere
kurmuştur. Bedir esirleri hakkında verdiği kararı da arkadaşlarıyla yaptı-
ğı istişare sonunda vermiştir. Uhud Savaşı’nda da sahâbe ile yaptığı isti-
şare neticesinde kendi görüşüne aykırı olan çoğunluğun görüşünü kabul
ederek düşmanla Medine dışında meydan savaşı yapmaya karar vermiş-
tir. Hendek Savaşı’nda düşman ordusundaki bazı kabileleri savaştan
vazgeçirmek için Medine hurmalıklarının yıllık gelirinden bir miktarı-
nı onlara vermeyi düşünmüş, konuyu Medineli sahâbîlere danıştığında
onlar, “Bu çözüm vahiyle bildirilmişse tabii ki itiraz etmeyiz. Fakat vahiy
değilse müşriklik dönemimizde bile haraç vermediğimiz insanlara şim-
di Allah bizi İslâm’la şereflendirdikten sonra haraç vermek istemeyiz”
diyerek itiraz edince Hz. Peygamber kendi görüşünden vazgeçmiştir. Bu
örnekleri çoğaltmak mümkündür (bk. İbn Sa‘d, et-Tabakātü’l-kübrâ, II,
69; Mevlânâ Şiblî, Asr-ı Saâdet, I, 404).
Sahâbe de istişareye ve halkın fikrine büyük önem vermiştir. Onların
bu tutumları sayesinde dönemlerinde müslümanların şahsen veya grup
halinde karşı görüşlerini belirtebildikleri veya itiraz edebildikleri, bunun
da yönetime olumlu katkılar sağladığı görülmektedir. Hatta Hz. Ömer’in,
savaşta esir edilen ve İslâmiyet’i kabul eden Hürmüzân ile dahi istişare
ettiği rivayet edilmiştir (Ateş, VIII, 205). Ancak Emevîler’in yönetimi ele
geçirmeleriyle birlikte müslüman toplumlarda giderek totaliter bir yöne-
tim tarzının hâkim olması, şûra ve istişarenin çok sınırlı bir çerçevede
kalmasını sonuçlandırmıştır.
Başta yukarıda anılan âyetler olmak üzere Kur’an’ın konuya ilişkin açık-
lamaları, Resûlullah ve sahâbenin uygulamaları ışığında şûranın İslâm’ın
öngördüğü sosyal düzenin ana ilkelerinden olduğu sonucuna ulaşılmakla
beraber, bunun kapsamı, şekli ve bağlayıcılığı konularında İslâm bilgin-
lerince farklı görüşler ileri sürülmüştür.
Dinî literatürde ve özellikle kamu hukuku alanında yazılan eserlerde
şûranın önemli bir anayasal kurum olarak ele alınması, müslüman top-
lumlarda mevcut fiilî duruma getirilen bir eleştiri veya hukukun üstün-
lüğünün sağlanması, iktidarın yetkilerinin sınırlandırılması, yönetimin
temel ilke ve kurallarından ayrılmaması yönünde gösterilen gayret-
ler olarak görülebilir. Bu çerçevede, –müşavere emrinin bağlayıcı olup
702

