Page 674 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 674

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 137 – 143



                   Allah’ın evrende ve yarattıkları arasında geçerli genel bir kanunu olan
                 sünnetullah değişmez ve bozulmaz. Tabiattaki olaylar, bu kanun gereği
                 belli bir düzen içerisinde meydana gelir. Bilim dilinde “tabiat kanunları”
                 denilen sünnetullah, ilâhî hikmet gereği önce sebebin sonra da sonucun
                 yaratılması şeklinde ortaya çıkar. Allah’ın fiillerinde hikmet anlayışını
                 benimseyen ve çoğunluğu oluşturan bilginler bu görüşü savunurlar. Allah
                 tarafından konan bu değişmez genel kanun (sünnet-i âmme), ancak özel
                 durumlarda yine Allah’ın özel bir sünnetiyle (sünnet-i hâssa) ve geçici
                 olarak değişebilir. Olağan üstü haller (mûcize, keramet...) bu tarzda orta-
                 ya çıkar. Fakat bu, genel sünnetin rastgele bozulduğu anlamına gelmez.
                 Özel durum dışında her şey normal şekilde devam eder. Sünnetullah
                 ifadesinin tabiat kanunları olarak yorumlanamayacağını ileri süren bir
                 görüş de vardır. Buna göre böyle bir anlayış geleneksel yanılgının bir yan-
                 sımasıdır. Sünnetullaha Kur’an’da mutlaka bir karşılık bulmak gereki-
                 yorsa bu tabiri “tarih yasaları”nı anlatan bir ifade olarak değerlendirmek
                 daha uygun olur (bk. Ömer Özsoy, Sünnetullah, özellikle s. 135).
                   Sünnetullah aynı zamanda sosyal olaylar için de söz konusudur. Nitekim
                 bu husus Fâtır sûresinin 43. âyetiyle bu âyetin öncesi ve sonrasından
                 açıkça anlaşılmaktadır. Bu âyetlerde geçmiş ümmetlere uygulanan sosyal
                 bir yasadan ve –yasanın gereği olarak– haddi aşanların bir belâya uğra-
                 tılmalarından ve yokluğa mahkûm olmalarından söz edilmektedir. Buna
                 göre Kur’an-ı Kerîm’de sünnetullah deyiminin, kısaca “Allah’ın, tabii
                 veya sosyal bakımdan kâinatı yönetme yasası ve yöntemi” anlamında kul-
                 lanıldığı söylenebilir.
                   Konumuz olan âyette de geçmişte peygamberlerini yalanlamış olan
                 milletlere ve bunlara uygulanan ilâhî sünnete dikkat çekilmekte, onla-
                 rın düştükleri hatalara düşülmemesi istenmektedir. Bir başka anlatımla
                 bu âyette ve devamında Allah’ın şöyle bir uyarıda bulunduğunu söylemek
                 mümkündür: Sizden önce de nice milletler gelip geçti; onlar hakkında da
                 Allah’ın birtakım uygulamaları oldu. Yeryüzünde dolaşarak o milletlerin
                 kalıntılarını ve hayatlarını inceleyiniz, kendilerini doğru inanca ve güzel
                 davranışlara çağıran peygamberlere karşı çıkıp onları yalanlayan millet-
                 lerin nasıl yok olup gittiklerini, ülkelerinin nasıl harap olduğunu görü-
                 nüz; bunlardan çıkarılacak dersleri çıkarınız. Unutmayınız ki zafer için
                 şart olan birliğinizi ve beraberliğinizi korur, peygamberin ve tayin ettiği



          676
   669   670   671   672   673   674   675   676   677   678   679