Page 671 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 671

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 130 – 136



           edilir. Gazap intikam iradesini doğurduğu ve gayri ihtiyarî olarak yüzde
           ve diğer azalarda belirtileri görüldüğü halde gayz sadece kalpte olan bir
           duygudur (Âlûsî, IV, 58). Âyetin tasvirine göre insanlardaki takvâ duygusu
           bu konularda da etkili olmakta ve olaylar karşısında öfkeyi yenmelerini
           ve insanları bağışlamalarını sağlamaktadır. Nitekim âyette geçen kâzım
           (çoğulu kâzımîn) kelimesi “öfkesini yenen, gücü yettiği halde, zarar gör-
           düğü kimselere karşı intikama kalkışmayan, sabreden” anlamlarına gel-
           mektedir (Elmalılı, II, 1177).
             c) Bir kötülük veya kendilerine zulmetme mânasında bir günah işle-
           diklerinde hemen Allah’ı anar ve günahlarına tövbe ederler, yaptıkların-
           da ısrar etmezler. Âyette geçen fâhişe kelimesi “çirkin ve iğrenç iş veya
           söz” anlamına gelir. Özel olarak “zina” anlamında kullanılmaktadır; nef-
           se zulmetmek ise “herhangi bir günah işlemek” demektir. Bu günahların
           başında Allah’a ortak koşmak (şirk) gelmektedir. Bununla birlikte fâhişe
           “başkasına karşı işlenen günah, nefse zulmetmek” ise “kişinin kendisi-
           ni ilgilendiren ve başkasıyla ilgisi olmayan günah” olarak yorumlandığı
           gibi (Elmalılı, II, 1177), fâhişe “büyük günahlar” diğeri ise “küçük günah-
           lar” olarak da yorumlanmıştır (Şevkânî, I, 424-425). Yarattığı insanın iyi
           hasletlerini ve zaaflarını çok iyi bilen yüce Allah, şefkat ve merhametinin
           gereği olarak günahkâr bir mümini –büyük günah dahi işlese– müminle-
           rin safından çıkarmadığı gibi, Allah’ın huzurunda hesap vereceğini düşü-
           nerek yaptığına pişman olan, tövbe ve istiğfar eden kimseyi de cennete
           girecek takvâ sahiplerinin safından ayırmamıştır.
             Takvâdan kaynaklanan hasletleri taşıyanlar ve gereğini yerine getiren-
           ler Allah katında sevilen kimselerdir. Allah âhirette onların mükâfatını
           verecektir (bk. Ebû Dâvûd, “Edeb”, 2-3; Müsned, III, 440). Hz. Peygamber
           buyurmuşlardır ki: “Asıl pehlivan güreşte rakibini yenen değil kızdığı
           zaman öfkesine hâkim olan kimsedir” (Buhârî, “Edeb”, 76, 102; Müslim,
           “Birr”, 107, 108). Ancak şahsî meselelerde öfkeyi yenmek Allah’ın emri
           olup beğenilen ve övülen bir davranış olmakla birlikte kamuyu ilgilendi-
           ren meselelerde toplum düzeninin bozulmasına ve kötülüklerin yayılma-
           sına yol açabilecek durumlar karşısında gevşeklik göstermemek gerekir.
             Uhud Savaşı’ndaki yenilgide, faizcilerde de bulunan kötü duyguların
           ve özellikle maddeye düşkünlüğün rolü inkâr edilemez bir gerçektir.



                                                                                   673
   666   667   668   669   670   671   672   673   674   675   676