Page 679 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 679
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 144 – 148
sahâbîler, savaşta büyük yararlılıklar göstereceklerini ve kendileri şehit
oldukları takdirde geride kalanlar için önemli bir zafer hazırlayacak-
larını düşünerek düşmanı meydanda karşılamayı tercih etmişlerdi. Bu
sebeple onlar hakkında, “Ölümle karşılaşmadan önce onu istiyordunuz”
buyurulmuştur. Yoksa herhangi bir müslümanın, gerek savaşta gerekse
savaş dışında ölümü istemesi doğru değildir. Nitekim Hz. Peygamber
“Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz, Allah’tan âfiyet isteyiniz.
Ama düşmanla karşılaştığınız zaman da sabırlı olunuz (direniniz). Bilin
ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır” buyurmuştur (Müslim, “Cihâd”,
20). Sonuçta hayat da ölüm de Allah’ın takdirine bağlı olaylardır. Takdir
edilen zaman geldiğinde istense de istenmese de ölüm gerçekleşecektir.
Savaş alanlarında asıl olan ölmek değil, müslümanların zaferi için gayret
göstermek ve savaşmaktır. Ama bu esnada ölmeyi göze almadan savaşa
girişen kimsenin göstereceği çaba, bu uğurda ölmenin kendisini yüksek
bir pâyeye eriştireceği inancıyla savaşan kişinin çabasına denk olamaz.
Kur’an’da ve hadislerde şehitliğin özendirilmesi de bundan dolayıdır.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Ben isterim ki Allah yolunda savaşıp
öldürüleyim, sonra diriltileyim, sonra öldürüleyim, sonra diriltileyim,
sonra tekrar öldürüleyim (el-Muvatta’, “Cihâd”, 27, 40). Bu hadisteki
mesaja yürekten inanan bir müslüman açısından, –diğer İslâmî ilkeler
gereği hayatını korumak için her türlü önlemi alması gerekli olmakla
beraber– Allah yolunda savaşırken, artık yaşama arzusu zaferin önünde
bir engel olmaktan çıkar.
144 – 148
144
681

