Page 683 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 683

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 144 – 148



           mışsa karşılığında kendisine o şey verilir” (Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 1).
           Bir kimse yaptığı işlerin karşılığında sadece dünyalık isterse Allah kendi
           iradesine ve dilemesine bağlı olarak ona ne takdir etmişse onu verir, fakat
           âhirette bu amelin karşılığında bir şey alamaz. Kişi âhirette sevap kazan-
           mak niyetiyle dünyada hayırlı bir iş yaparsa Allah ona âhirette sevabını
           vereceği gibi dünyada da takdir ettiği kısmetini verir. Nitekim “Biz şükre-
           denleri ödüllendireceğiz” cümlesinden ve ilgili diğer âyetlerin ruhundan
           bu mâna anlaşılmaktadır (ayrıca bk. Bakara 2/200-201; İsrâ 17/18-19;
           Şûrâ 42/20).
           Âyetin bu bölümünde ganimet elde etme arzusuna kapılarak savaş sıra-
           sında nöbet yerini terkeden ve müslümanların yenilmesine sebep olan
           sahâbîler  kınanmakta;  düşman  karşısında  sebat  edip  direnenler  ise
           “şükredenler” olarak vasıflandırılmakta, bunların hem dünyada hem
           de âhirette mükâfatlarının verileceği bildirilmektedir. Bir önceki âye-
           tin tefsirinde kısaca değinildiği gibi şükredenlerden maksat, İslâm’da
           sebat eden, Allah’ın kendisine verdiği kuvvet ve kudreti yaratılış gayesine
           uygun olarak Allah’a itaatte kullanan, hiçbir engel karşısında Allah’a ita-
           atten vazgeçmeyen, ömrünü bu dünyanın geçici zevk ve çıkarları uğrunda
           değil, âhiretin sonsuz nimetlerini elde etme ve Allah’ın rızâsına kavuşma
           uğrunda harcayanlardır.


           146. “Allah erleri” diye çevirdiğimiz ribbiyyûn kelimesi “rabbe mensup”
           anlamına gelen “ribbî” kelimesinin çoğulu olup “Allah’a kulluk eden-
           ler, O’nun dinine uyanlar” demektir. Bu mânada rabbânî kelimesiyle eş
           anlamlı olup “peygamberlere uyanlar, peygamberlerin talebeleri” anla-
           mında kullanılmıştır. Bundan başka “öncekiler” diye açıklandığı gibi,
           “ribbe” kelimesine nisbet edilerek “cemaat” anlamında da tefsir edil-
           miştir. Her iki kelimeyi de genişçe tahlil eden Elmalılı, ribbiyyûnu cema-
           at anlamına gelen “ribb”e nisbet ederek “eğitim görmüş cemaat”, rabbâ-
           niyyûnu ise “eğitici anlamına” gelen rab ismine nisbetle “bunları eğitip
           öğretecek yüksek seviyeye ulaşmış kimseler” olarak tefsir etmenin daha
           uygun olacağı kanaatindedir (II, 1197; rabbânî hakkında bilgi için bk.
           Âl-i İmrân 3/79-80). Âyette yine Hz. Peygamber’in öldürüldüğü haberi
           üzerine paniğe kapılıp savaş alanını terkeden müslümanlara bir sitem
           vardır; bir bakıma müslümanlara şöyle denilmektedir: Geçmiş peygam-



                                                                                   685
   678   679   680   681   682   683   684   685   686   687   688