Page 650 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 650
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 110 – 115
hesap vereceklerine ve diğer iman esaslarına inanırlar. İslâm’ın öğrettiği
güzel ahlâka sahiptirler; iyiliği emreder, kötülüğü engellerler ve imanla-
rının gereğini yerine getirirler. Onlar iyi amel sahibi olmaları, aşırılık ve
sapkınlıktan uzak, dosdoğru, adaletli, ölçülü, mûtedil ve dengeli tutum ve
davranışları sebebiyle insanlığa örnek ve rehber olmaya hak kazanmış-
lardır. Nitekim bu ümmet hakkında Bakara sûresinin 143. âyetinde “İşte
böylece, siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi
vasat (örnek) bir ümmet yaptık” buyurulmuştur. Yani yüce Allah mümin-
leri dengeli, uyumlu, mûtedil, hayırlı bir ümmet kılmıştır. Hz. Peygamber
güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiş bir peygamber olduğu gibi (el-
Muvatta’, “Hüsnü’l-huluk”, 8), ümmeti de bu ahlâkı yaşamak ve insan-
lığa öğretmek için görevlendirilmiş en hayırlı ümmettir. Nitekim Hz.
Peygamber de ümmetinin “en hayırlı ümmet” olduğunu vurgulamıştır
(Müsned, IV, 408; V, 383; İbn Kesîr, II, 77-86). Bu âyetlerde anlatılan vasıf-
ların en hayırlı ümmetin belirgin vasıfları olduğunda şüphe yoktur. Gerçek
müminler de bu vasıfları taşımaktadırlar. Bu sebeple Allah, insanlığı hakka
davet gibi önemli ve şerefli bir görevi onlara vermiştir. Bu görev daha önce
İsrâiloğulları’na verilmişti. Ancak onlar zamanla bozulmuşlar, bu sebeple
başarısızlığa uğramışlar ve bu emaneti koruma liyakatini kaybetmişlerdir.
O halde müslümanlar, kendilerine verilmiş olan bu şerefli görevin sorum-
luluğunun bilincinde olmalı ve öncekilerin düştükleri hatalara düşme-
melidirler. Âyette belirtilen vasıfları koruyamaz, verilen görevleri yerine
getirmezlerse en hayırlı ümmet olma şerefini de yitirirler. Nitekim uzun
zamandan beri müslümanlar imanlarının gereğini yerine getirmedikleri
için insanlığa rehber olma liyakatini de gösterememişlerdir. Hatta İslâm
dünyasının büyük bir çoğunluğu XIX. asır boyunca ve XX. asrın ilk yarısın-
da bağımsızlığını dahi yitirmiş ve gayri müslim milletlerin boyunduruğu
altına girmiştir. Onların tekrar üstün konuma gelmeleri ise âyette ifade ve
işaret buyurulduğu üzere, imanda, amelde, ahlâkta, ilim ve uygarlıkta iler-
leyerek bu konumu hak etmelerine bağlıdır.
“Ehl-i kitap da inanmış olsalardı, elbette onlar için daha hayırlı olur-
du” diye çevrilen cümledeki “iman”ın içeriği hakkında değişik yorumlar
yapılmıştır (Kur’an-ı Kerîm’de Ehl-i kitaba nisbetle kullanılan iman kav-
ramının açıklaması için bk. Bakara 2/62).
652

