Page 646 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 646

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 104 – 109



                 oluşturmakla yükümlü kılar. Bu sağlam yapı vicdanı ve ahlâkı bozulmuş
                 olduğu için kötülük işlemekten çekinmeyenleri, hiç olmazsa açıktan açığa
                 kötülük işlemekten uzak tutar. Ancak hadisin “kötülüğü el ile önleme”
                 kısmının rastgele kişilerin kaba kuvvet kullanmalarını, düzensizliği ve
                 başı bozukluğu ifade etmediğini belirtmek gerekir. Çünkü bundan birçok
                 âyet ve hadiste şiddetle yasaklanmış bulunan fitne doğar.
                   b) “Kötülüğe dille karşı çıkma” sorumluluğu genel olarak iyilikten yana
                 olma ve kötülüğe tepki gösterme bilincinin toplumda canlı tutulmasını,
                 eğitim, öğretim, irşad, yazılı ve sözlü yayınlar gibi kurumsal çalışmaların
                 önemini gösterir. Bunun için âyette “Sizden hayra çağıran, iyiliği emre-
                 den ve kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun” buyurulmuştur.
                   c)  “Kötülüğe  kalben  buğzetme”  bütün  müslümanlar  için  en  düşük
                 düzeyde bir sorumluluktur. Anılan hadiste Hz. Peygamber bunu “imanın
                 en zayıf derecesi” saymıştır. Çünkü kalple buğz, –olumlu davranışlarla
                 tamamlanamadığı sürece– “el” ve “dil” ile kötülüğe karşı koyma yollarına
                 başvurmadaki âcizliği ve güçsüzlüğü gösteren pasif bir tavırdır.
                   İyiliğe arka çıkıp kötülüğe karşı koyma, ağır olduğu kadar da değerli
                 bir ödevdir. Ancak insanları iyilik yapmaya ve kötülükten uzak durmaya
                 çağıran kişinin, öncelikle kendisi bu görevi yerine getirmelidir. Bununla
                 ilgili bir hadiste bildirildiğine göre böyle birini cehennemde görenler,
                 “Ey filân, bu ne hal! Sen dünyada iyiliği emredip kötülükten alıkoymaya
                 çalışmaz mıydın?” derler. Adam şu cevabı verir: “Ben size iyiliği emre-
                 der, fakat kendim yapmazdım; kötülüğü yasaklar, ancak kendim kötülük
                 yapardım” (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 10; Müslim, “Zühd”, 51; geniş bilgi
                 için bk. Mustafa Çağrıcı, “Emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker”, DİA, XI,
                 138-141).
                   Müfessirler bu görevi üstlenecek kimselerin, –görevi hakkaniyetle
                 yerine getirebilmeleri için– bazı özelliklere sahip olmalarının şart oldu-
                 ğuna işaret etmişlerdir. Bu kimselerin her şeyden önce güç ve kudret
                 sahibi olmaları; iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırt edecek derecede ilim
                 ehli olmaları ve beşerî münasebetleri güzel bir şekilde yürütebilecek iyi
                 ahlâka sahip olmaları gerekir. Güçsüz kişiler bu görevi yerine getireme-
                 yecekleri gibi, cahiller de yerine getiremezler. Bunlar iyiyi kötüyü birbi-
                 rinden ayırt edemedikleri için bazan insanları hayır diye şerre çağırabi-
                 lirler; kötülükten sakındırmak isterken iyiliği engelleyebilirler. Yumuşak



          648
   641   642   643   644   645   646   647   648   649   650   651