Page 644 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 644

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 104 – 109



                 lük çağındaki bütün müslümanlar bu ihmalden dolayı sorumlu olurlar
                 (Elmalılı, II, 1155). Nitekim Tevbe sûresinin 122. âyetinde de her top-
                 luluktan bir grubun gerekiyorsa ilim yolculuğuna çıkıp dini iyice öğren-
                 meleri ve toplumlarına döndükleri zaman onları eğitip uyarmaları isten-
                 mektedir. Bu faaliyette görev alanlar: a) İnsanları iyiliğe, doğruluğa, güzel
                 ve yararlı olan şeylere çağıracaklar, kötülüklerden sakındıracaklardır.
                 b) Toplumun birlik ve bütünlüğünü sağlayacaklar, onları bölünüp parça-
                 lanmaktan koruyacaklardır.
                   Sözlükte özellikle “iyi, iyilik” anlamına gelen hayır, İslâmî terminolo-
                 jide bu anlamların yanı sıra “en iyi, (iki veya daha çok şeyden) daha iyi
                 olanı; yararlı, değerli, üstün; akıl, adalet, fazilet; servet, malî yardım;
                 Allah’ın insanlar için takdir ettiği iyi durum” gibi mânalarda kullanılan
                 geniş kapsamlı bir kavramdır. Kelimenin Kur’an-ı Kerîm’de ve hadis-
                 lerde gerek tekil gerekse çoğul şekliyle sık sık tekrar edildiği görülür.
                 Âyetlerde genellikle Allah’ın rızâsına uygun düşen, insanların kendile-
                 ri, aileleri ve toplumları hakkında faydalı olan, âhirette sevap kazandıran
                 tutum ve davranışlardan, fert ve kamu yararına olan servet, mülk, kurum
                 ve düzenlemelerden hayır, bunların zıddı olan şeylerden de şer diye söz
                 edilmiştir (hayır ve şer hakkında daha geniş bilgi için bk. Bakara 2/215).
                   Meâlinde “iyiliği emredip kötülüğü menetme” diye tercüme ettiğimiz
                 emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker, dinî ve ahlâkî bütün buyruk ve
                 yasakları kapsayan geniş kapsamlı bir deyimdir. Urf (örf) kökünden gelen
                 ma‘rûf “iyi, iyi olarak bilinen, örf haline gelmiş olan tutum”; nükr kökün-
                 den türetilmiş olan münker ise “çirkin, kötü, aklın veya dinin kötü kabul
                 ettiği davranış” demektir. İslâmî terminolojide genellikle mâruf “hayır”,
                 münker de “şer” anlamında kullanılır. Buna göre emir bi’l-ma‘rûf “iyi
                 olanı emretme, iyiliği ve güzelliği yaymaya çalışma”, nehiy ani’l-münker
                 ise “kötülüğü yasaklama, kötülüğe karşı çıkma” anlamına gelir.
                   Kur’an-ı Kerîm’de sekiz âyette iyiliği emretme ifadesi yer alır. Bir âyet-
                 te iyiliği yasaklayanlar kınanır (Tevbe 9/67). Ayrıca otuz âyette mâruf
                 kelimesi “iyilik, iyi güzel, örf haline gelmiş tutum ve uygulama” gibi
                 anlamlarda geçer. Bu âyetlerin birinde “Güzel (mâruf) bir söz, arkasın-
                 dan eziyet gelen sadakadan daha iyidir” (Bakara 2/263) buyurulmuştur.
                 Münker kelimesi ise on altı âyette geçer. Bunların sekizinde mâruf keli-



          646
   639   640   641   642   643   644   645   646   647   648   649