Page 640 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 640

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 98 – 103



                 100-101. Burada müminlere, Ehl-i kitaba gönderilen kitapları da –aslî
                 şekliyle– onaylayan, gerçekleri apaçık ortaya koyan Kur’an gibi bir kita-
                 bın âyetleri okunup dururken, üstelik onların kitaplarında da geleceği
                 haber verilen Hz. Muhammed gibi âlemlere rahmet olarak gönderilmiş
                 bir peygambere iman etme şerefine erişmişken, bir grup Ehl-i kitabın
                 kendilerini iman yolundan saptırmak için kurdukları tuzaklara aldanma-
                 maları için güçlü bir uyarı yapılmaktadır.

                 102. “Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun” diye çevirdiğimiz cümlede
                 hem fiil hem masdar kalıbında geçen takvâ kavramı dinî bir terim olarak
                 “kişinin, kendisini günahkâr kılacak şeylerden koruması” veya “insanın
                 ibadet ve güzel işler yaparak Allah’ın azabından korunması” şeklinde tarif
                 edilmiştir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “vky” md.; Cürcânî, et-Ta‘rîfât,
                 “Takvâ” md.). Bu tür korunma çabaları, temelinde Allah’a saygı ve itaat
                 niyeti bulunması şartıyla değer kazanacağı için meâlinde bu saygı unsu-
                 ru dikkate alınmıştır. Nitekim sahâbeden Abdullah b. Mes‘ûd bu ifadeyi,
                 “Allah’a âsi olmayıp itaat etmek, nankör olmayıp şükretmek ve O’nu unut-
                 maksızın hep hatırda tutmak” şeklinde açıklamıştır (Hâkim, Müstedrek,
                 II, 294; takvâ hakkında daha geniş bilgi için bk. Bakara 2/197).
                   Tefsirlerde anlatıldığına göre bu âyet indiğinde sahâbîler, Allah’a karşı
                 gereği gibi saygılı olma konusunda endişeye kapılmışlar, bir yandan hiç
                 kimsenin bunu hakkıyla yerine getiremeyeceğini söyleyip bir yandan da
                 kendilerini aşırı derecede ibadete vermişler, bunun üzerine, “Gücünüz
                 yettiğince Allah’a saygısızlıktan sakının” (Tegābün 64/16) meâlindeki
                 âyet inmiştir. Tegābün sûresindeki âyetin, konumuz olan âyeti neshetti-
                 ğini söyleyenler olmuşsa da gerçekte bu âyet neshedici değil, onu açıkla-
                 yıcı mahiyettedir ve Allah’tan hakkıyla korkmanın, “kişinin gücü yettiği
                 kadar Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmesi” anlamına geldiğini
                 ifade eder. Tegābün sûresindeki âyet neshedici olarak kabul edildiği tak-
                 dirde neshettiği âyetin insanlara güçlerinin üstünde bir sorumluluk yük-
                 lemiş olduğunu kabul etmek gerekir ki bu, Kur’an-ı Kerîm’in aynı konu-
                 daki açık ifadeleriyle bağdaşmaz.
                   Takvâ sahipleri Kur’an’da övgüyle anılmışlar ve kendilerine âhiret-
                 te büyük nimetler verileceği bildirilmiştir. Buna göre Allah katında en
                 değerli kimseler takvâ sahipleridir (Hucurât 49/13); yüce Allah tak-



          642
   635   636   637   638   639   640   641   642   643   644   645