Page 637 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 637
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 98 – 103
kimsenin kimseye saldırmamasına özen gösterilmiştir (Mâide 5/97;
Tevbe 9/36; Mekke Haremi ve hükümleri hakkında bilgi için bk. Salim
Öğüt, “Harem”, DİA, XVI, 127-132).
“Bir yere gitmeyi veya bir işi yapmayı kastetmek” anlamına gelen hac
kelimesi dinî bir terim olarak “belirli bir zamanda Arafat’ta bulunmak
(vakfe) ve Kâbe’yi tavaf etmek (usulüne uygun olarak çevresinde dönmek)
suretiyle yerine getirilen ibadet”i ifade eder. Bu âyet haccın müslümanla-
ra farz olduğunun delilidir. “Yoluna gücü yetenler, hacca gitme imkânına
sahip olanlar” demektir. Bu imkân ise “sağlığın elverişli olması, gidip gel-
mek için yetecek kadar para ve yol güvenliğinin bulunması” anlamına gelir.
Hz. Peygamber de bu imkâna sahip olan kimseye ömründe bir defa Kâbe’yi
ziyaret etmenin farz olduğunu bildirmiştir (bk. Müslim, “Hac”, 412).
“Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağni-
dir” cümlesinin ilk kısmını “kim haccı inkâr ederse” şeklinde anlayan-
lar bulunmakla beraber, müfessirlerin çoğunluğu buradaki kefere fiilini
“nankörlük etmek” anlamında alarak bu kısmı “kim gücü yettiği halde
nankörlük edip hac ibadetini yerine getirmezse” şeklinde yorumlamış-
tır. Buna göre âyette imkân sahibi olduğu halde hacca gitmeyen kimsenin
çok büyük bir günah işlemiş, Allah’ın buyruğuna karşı isyankârlık etmiş
olacağına işaret edilmektedir (Elmalılı, II, 1149). Yüce Allah insanların
yardımına muhtaç olmadığı gibi ibadetlerine de muhtaç değildir. Aksine
ibadetler insanları ruhen ve mânen yüceltmek, Allah katındaki değerini
arttırmak için farz kılınmıştır. Hac ibadetinin de gerek dünyevî gerekse
uhrevî faydaları kullara yöneliktir. Allah, kullarından yardım ve menfaat
beklemekten yücedir (hac hakkında bilgi için bk. Bakara 2/196-203).
98 – 103
98
639

