Page 636 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 636

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 96 – 97



                 nesile aktarılmış olması, buraya girenlerin her türlü tecavüzden korun-
                 muş olmaları geleneğinin Hz. İbrâhim’in zamanından beri kesintisiz
                 devam etmiş olması, insanların Kâbe’yi tavaf etmelerinin onun zama-
                 nında başlamış olması, buranın ilk mâbed olduğunu gösteren delillerdir
                 (âyetler). Kâbe’de tavafın başlangıç noktasını belirleyen Hacerülesved
                 ile sa‘yin başlangıç ve bitiş yerlerini gösteren Safâ ve Merve tepeleri de
                 Hz. İbrâhim’in zamanından beri bilinen alâmetlerdir. Zemzem ise Hz.
                 İbrâhim’in oğlu İsmâil’in ağlarken ayağını vurduğu yerden çıktığı rivayet
                 edilen ve o günden beri var olan bir sudur.
                   İbrâhim’in makamı (makam-ı İbrâhim), Hz. İbrâhim’in Kâbe’yi inşa
                 ederken veya insanları hacca çağırırken üstüne bastığına ve üzerine ayak
                 izlerinin çıktığına inanılan taş veya taşın bulunduğu yerdir (Râzî, IV,
                 48; Elmalılı, I, 493). Bundan maksat, “Mescid-i Harâm’ın tamamıdır”
                 diyenler olduğu gibi, “Hacerülesved’dir” diyenler de vardır (İbn Kesîr, II,
                 65; bilgi için ayrıca bk. Bakara 2/125).
                   İçinde Kâbe’nin yer aldığı haram (yasak) bölgede emniyette olma,
                 genellikle, burada her türlü mal ve can güvenliğinin sağlanmış, bit-
                 ki örtüsünün korunması dahil –ilke olarak– canlıların öldürülmesinin
                 yasaklanmış olması anlamıyla açıklanmıştır. Kâbe inşa edildiği günden
                 itibaren insanların son derece saygı gösterdikleri bir mâbed olagelmiştir.
                 Mevdûdî’nin ifadesine göre İslâm’dan önce bütün Arabistan’da 2500 yıl-
                 dan beri süregelen karışıklık ve düzensizliğe rağmen Kâbe ve çevresinde
                 barış ve emniyet hüküm sürmüştür (I, 247). Kâbe’nin kutsiyeti insanlar
                 üzerinde o derece saygı uyandırmıştır ki Câhiliye döneminin en karan-
                 lık günlerinde birbirlerinin amansız düşmanı olan insanlar bile onun
                 içerisinde düşmanlarına saldırmamışlardır. Nitekim başka âyetlerde bu
                 hususa özel olarak değinilmiştir (krş. Kasas 28/57; Ankebût 29/67; Kureyş
                 106/4). Hz. Peygamber de göklerin ve yerin yaratıldığı günden itibaren
                 Mekke’nin harem (korunmuş) belde olduğunu, kıyamete kadar böyle
                 devam edeceğini bildirmiştir. Orada herkes mal emniyetine sahip oldu-
                 ğu gibi, hayvanlar ve bitkiler dahil her canlı güvenlik içindedir (Müslim,
                 “Hac”, 445-448). Ancak akrep ve benzeri zararlı hayvanlar bunun dışın-
                 dadır. Ayrıca Kâbe’nin varlığı sebebiyle Arabistan’da yılda dört ay (zil-
                 kade, zilhicce, muharrem ve receb) barış sağlanmış, bu süre içerisinde



          638
   631   632   633   634   635   636   637   638   639   640   641