Page 595 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 595

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 64 – 68



           edilmediği anlamı üzerinde durur. Bu cümleden olmak üzere âyette, şer‘î
           delile dayandırılmayan “istihsan”ın geçersiz olduğuna delâlet bulundu-
           ğunu, yine şer‘î dayanağını göstermeden imamın sözünün bağlayıcılığını
           iddia eden Râfizîler’in bu yaklaşımının reddedildiğini belirtir (Kurtubî,
           IV, 106-107). Tabii ki burada geçerli bir dayanaktan yoksun keyfî istidlâl-
           lere yöneltilmiş bir eleştiri söz konusudur. Hakkında daha güçlü özel bir
           delil bulunması sebebiyle mûtat çözümü terketme; yarar ilkesi, hakkani-
           yet kuralı, dürüstlük kuralı gibi ilke ve kurallara dayanarak bir olayın ben-
           zerlerinde uygulanan hükümden vazgeçme anlamındaki istihsan deli-
           li –isimlendirme ihtilâfları bir yana– içerik olarak hemen bütün İslâm
           âlimlerince kabul edilmiş ve uygulanmıştır (bilgi için bk. Ali Bardakoğlu,
           “İstihsan”, DİA, XXIII, 339-347).

           65-68. Burada, 64. âyetteki çağrıyı destekleyen bir konuya geçilmektedir.
           64. âyette Ehl-i kitap “tanrı” telakkisiyle ilgili ortak ilkeden hareketle
           diyaloga çağrıldıktan sonra, burada üç büyük ilâhî dinin mensuplarınca
           saygıyla anılan ve kendisine yüce bir mevki tanınan büyük bir peygambe-
           rin, yani Hz. İbrâhim’in durumuna açıklık getirilmekte, böylece bu din-
           lerin mensuplarının “peygamberlik” kurumu etrafındaki telakkilerde
           de buluşmalarının sağlanması hedeflenmektedir (Hz. İbrâhim hakkında
           bilgi için bk. Bakara 2/124).
             Sûrenin nüzûl sebebi açıklanırken değinilen hıristiyan Necran heyeti
           Medine’ye geldiğinde, yahudi hahamları da ilâhiyat meselelerinin konu-
           şulduğu toplantılara katılmışlar ve hıristiyanlarla yahudiler Resûlullah’ın
           huzurunda tartışmışlardı. Yahudiler Hz. İbrâhim’in yahudi olduğunu,
           hıristiyanlar ise onun hıristiyan olduğunu iddia ediyorlardı (İbn Hişâm,
           es-Sîretü’n-nebeviyye, II, 197, 201, 202). Özellikle hıristiyanlar, Mekke
           müşriklerinin kendilerini İbrâhim’in dininin vârisleri ve onun inşa ettiği
           Kâbe’nin hizmetçileri olarak gördüklerini dikkate alarak Araplar arasında
           Hıristiyanlığı yayabilmek için “İşte bu da İbrâhim’in dini!” diye propa-
           ganda yapıyorlar ve bu sebeple bazı Arap kabileleri arasında Hıristiyanlık
           yayılıyordu. Ehl-i kitabı böyle bir iddia ile ortaya çıkmada cesaretlendiren
           mantıkî istidlâl muhtemelen şuydu: İbrâhim’in dinine ilâveler yapılması
           onun dininden çıkma anlamına gelmezse, biz de bu çerçeve dışında sayıl-



                                                                                   597
   590   591   592   593   594   595   596   597   598   599   600