Page 594 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 594

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 64 – 68



                 verdi: Ben İsrâil evinin kaybolmuş koyunlarından başkasına gönderilme-
                 dim” (Matta, 15/24).
                   Yine evrendeki bütün varlıkların sahibi ve onları terbiye eden, onlara
                 dilediği kıvamı veren yüce Allah olduğuna göre (Fâtiha 1/3), O’na kullukta
                 yine O’nun iradesine yürekten teslimiyet gerektiği halde hıristiyanlar Hz.
                 Îsâ’yı, yahudiler ve hıristiyanlar din adamlarına (ahbâr ve ruhbân) Tanrı
                 benzeri bir otorite tanıyarak yalnız Allah’a kul olma çizgisinin dışına çık-
                 mışlardı (bk. Tevbe 9/31). Nitekim Tevbe sûresindeki bu âyetin lafzını
                 esas alan Adî b. Hâtim ile Hz. Peygamber arasında geçen şu konuşma,
                 burada yer alan “Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab
                 edinmesin” ifadesinin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır:
                   – “Yâ Resûlallah! Biz onlara kulluk etmiyorduk ki!”
                   – “Peki, onlar size istediklerini helâl istediklerini haram kılıyorlar ve
                 siz de onlara uyuyor değil miydiniz?”
                   – “Evet.”
                   – “İşte burada söylenen de odur” (Zemahşerî, I, 194; Âlûsî, III, 308-309).
                   Bu yaklaşımın dünya hayatının düzenlenmesinde pek acı meyveler
                 vermesi karşısında Batı dünyasının yakın zamanlarda aldığı önlemler
                 ve birçok düşünce akımınca bu konuda ciddi tepkilerin ortaya konul-
                 muş olması Kur’an’ın bu konudaki çağrısına uyma açısından olumlu bir
                 gelişme sayılabilirse de, bu tedbirlerin dinin egemenlik ve sömürü aracı
                 olarak kullanılmasını engelleme hedefiyle sınırlı kaldığı inkâr edilemez.
                 Nitekim hâlâ bu iki dinin mensuplarınca din adamları, mürşid, yol gös-
                 teren, uyaran kişiler olmanın ötesinde tanrıya nasıl kulluk edileceğine
                 karar verebilen ve hıristiyanlarca tanrı adına affedebilen merciler olarak
                 görülmekte, yine hıristiyanlar tarafından Hz. Îsâ koruyan, gözeten insan
                 üstü bir varlık olarak telakki edilmektedir. Dolayısıyla inanç esasları
                 bakımından Ehl-i kitabın bu çağrı üzerinde dikkatle durması ihtiyacının
                 devam ettiği kuşkusuzdur. Öte yandan yukarıda işaret edilen tepkilerin
                 “din”e ve “inanma”ya karşı bir tavır haline dönüşen biçimlerini de kaş
                 yaparken göz çıkarmaya varan ayrı bir olumsuz sonuç olarak hatırlamak
                 gerekir.
                   Kurtubî bu âyeti yorumlarken İslâm’da dinî hükümlerin çıkarılmasın-
                 da kişisel eğilimlerin ve keyfî takdirlerin hâkim kılınmasına müsaade



          596
   589   590   591   592   593   594   595   596   597   598   599