Page 593 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 593

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 64 – 68



           varlıklara hakka aykırı bir bağlılık mîsâkımız olmasın, hepimiz Allah’a
           kul olalım ve kendimizi ancak O’nun hükmü altında bilelim, birbirimi-
           ze de ancak bu açıdan tâbi ve bağlı olalım, birbirimizin hakkına tecavüz
           etmeyelim, başkalarına ancak Allah’ın buyruğuna itaat kastıyla itaat ede-
           lim (II, 1131-1132).
             Âyette hem “ulûhiyyet birliği” hem de “rubûbiyyet birliği”, yani tanrı
           ve rab olarak tek bir varlığa inanıp bağlanmanın kaçınılmazlığı üzerin-
           de durulmaktadır ki bunlardan birincisi Allah’a fizik ötesi âlemle ilgili
           yegâne gücün kendisine ait olduğu inancıyla tapmayı, ikincisi de hayata
           sadece Allah’ın iradesini hâkim kılmayı, yalnız O’nun istediği biçimde
           kulluk etmeyi ifade eder.
             Gerek Yahudilik gerekse Hıristiyanlık “tapılacak, ibadet edilecek, kul-
           luk edilecek” varlığın yüce Allah olduğunu kabul noktasında İslâm inan-
           cıyla kesiştiği halde, zamanla bu dinlerin mesuplarınca benimsenen
           bazı inanç ve davranışlar, Tanrı’nın tek olduğu ve Allah’tan başka hiçbir
           varlığın rab sayılamayacağı telakkisini, dolayısıyla “yalnız Allah’a kulluk
           etme” ilkesini temelden sarsmış bulunuyordu. Birçok âyette belirtildi-
           ği üzere bütün peygamberlerin ısrarla Allah’a ortak koşulmaması uya-
           rısında bulunmalarına rağmen, yahudiler Üzeyir’i, hıristiyanlar da Îsâ
           aleyhisselâmı Allah’ın oğlu olarak nitelendirmişler (bk. Tevbe 9/30),
           hıristiyanlar Allah “üçün üçüncüsüdür” demişler (bk. Mâide 5/73), yahu-
           diler Tanrı’yı millîleştirerek Allah’ın sadece bir kavmin, hatta sadece
           insanların değil bütün evrenin yaratıcısı ve Tanrısı olduğu hakikatini
           perdelemeye çalışmışlar ve âdeta bütün insanların aynı mâbuda kul-
           luk etmelerine rızâ göstermemişlerdir. Oysa tahrif edilmiş şekliyle bile
           bugün mevcut Tevrat ve İnciller’deki ifadeler Tanrı’nın “bir” olduğunu
           ve Hz. Îsâ’nın İsrâiloğulları’na “gönderildiği”ni belirtmektedir: “Dinle,
           ey İsrâil: Allahımız rab bir olan rabdir; ve Allah’ın rabbi bütün yüreğinle
           ve bütün canınla ve bütün kuvvetinle seveceksin” (Tesniye, 6/4-5). “Ve
           Allah bütün bu sözleri söyleyip dedi: (…) Karşımda başka ilâhların olma-
           yacaktır” (Çıkış, 20/1-3). “…Hep emirlerin birincisi hangisidir, diye ona
           sordu. Îsâ cevap verdi: Birincisi, ‘Dinle, ey İsrâil; Allahımız rab bir olan
           rabdir. Ve Rab Allah’ını bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün fikrinle
           ve bütün kuvvetinle seveceksin’” (Markos, 12/29-30). “Fakat Îsâ cevap



                                                                                   595
   588   589   590   591   592   593   594   595   596   597   598