Page 588 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 588

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 59 – 63



                 Allah resulünden onları lânetleşmeye çağırmasını istedi. Onlar bir pey-
                 gamberle lânetleşmeye girmenin ağır sonuçları olacağını bildikleri ve
                 Hz. Muhammed’in de Allah’ın elçisi olduğuna kanaat getirdikleri için bu
                 yola girmeye yanaşmadılar, kendi çevrelerindeki itibarlarını ve bu yoldan
                 sahip oldukları menfaatleri yitirmemek için de İslâmiyet’i kabul etmek-
                 ten kaçındılar (Müsned, I, 414; Buhârî, “Megāzî”, 72-73).
                   Siyer, hadis ve tefsir kaynaklarında Resûlullah’ın bu lânetleşme çağrı-
                 sının ciddiyetini ortaya koymak üzere yanında kızı Hz. Fâtıma’yı, damadı
                 Hz. Ali’yi ve torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i ve bazı müslümanları
                 da hazır bulundurduğu kaydedilir. Bir kısım Şiîler buradan yola çıkarak
                 âyet-i kerîmedeki “kendimiz” tamlamasının Hz. Ali’yi ifade için yer aldı-
                 ğını, bazıları da “kadınlarımız” kelimesiyle Hz. Fâtıma’nın kastedildiğini
                 iddia edip birtakım zorlanmış yorumlar ortaya koymuşlardır (bk. Râzî,
                 VIII, 80-81; Reşîd Rızâ, III, 322; Mevlânâ Şiblî, Asr-ı saâdet, II, 621-624).
                   Tefsirlerde âyet-i kerîmedeki “nisâ” (kadınlar) ve “ebnâ” (oğullar,
                 çocuklar) kelimeleri değişik şekillerde açıklandığı gibi, kimin kimi çağı-
                 racağı hususunda da farklı ihtimallere işaret edilmiştir. Öte yandan siyer,
                 hadis ve tefsir kaynaklarındaki bilgiler Necran heyetinde bulunanların
                 kimlikleri (kadınların ve çocukların bulunup bulunmadığı) hususunda
                 kesin sonuçlara ulaşma imkânı vermemektedir. Mübâheleye davet vâki
                 olmakla beraber karşılıklı lânetleşme gerçekleşmediği için Resûlullah’ın
                 yanında hazır bulunanlarla ilgili bilgiler ancak bu işe hazırlık aşaması için
                 ışık tutabilir. Dolayısıyla tarihî bilgiler âyet-i kerîmede yer alan kelime-
                 lerin kapsamlarını belirlemede yeterli delil teşkil edebilecek düzeyde
                 değildir.
                   Bununla birlikte, mevcut tarihî bilgiler, dil ve mantık kuralları, âyetin
                 bağlamı ve Kur’an-ı Kerîm’in fikrî bütünlüğü dikkate alınarak burada
                 mübâhele ile şunun kastedildiği söylenebilir: Lânetleşmeye giren taraf-
                 ların –kendileri de dahil olmak üzere– en yakın aile fertlerini ve kalben
                 en çok yakınlık duydukları kişileri (Zemahşerî, I, 193) bilfiil hazır bulun-
                 durarak veya onları da anarak, gerçek dışı iddiada bulunan taraftakilerin
                 topluca Allah’ın lânetine uğramalarını ve bu sebeple başlarına gelecek
                 musibetleri peşinen kabullenmeleri.
                   Burada önemli olan “mübâhele” kelimesinin, ancak kendisinin hak
                 üzere olduğuna emin olan kişinin girebileceği bir meydan okumayı ifa-



          590
   583   584   585   586   587   588   589   590   591   592   593