Page 583 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 583

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 59 – 63



           dan ilgili olduğundan Nisâ sûresinin 155-158. âyetlerinin tefsirinde ele
           alınacaktır.
             58. âyette geçen “netlû” fiilinin masdarı olan tilâvet “okuma ve anlat-
           ma” mânalarına gelir. “İşte bunlar” mânasını taşıyan “zâlike” kelime-
           siyle daha önceki âyetlerde bildirilen haberlere işaret edildiği genellikle
           kabul edilir. Elmalılı ise bunun 55. âyette değinilen ihtilâf konusuna dair
           hükme işaret ettiği anlayışından hareketle âyete “İşte o hüküm, biz onu
           sana… okuyoruz” şeklinde mâna vermiştir (II, 1117).
             “Deliller”den  (âyât)  maksat  Kur’an  âyetleri  olabileceği  gibi  Hz.
           Muhammed’in peygamberlik iddiasını destekleyen deliller de olabi-
           lir. Zira Hz. Peygamber’in okuma-yazma bilmediği ve yetiştiği ortamın
           koşulları dikkate alındığında, bu haberleri bu biçim ve içerikte verebil-
           mesinin ancak ilâhî vahiy almasıyla izah edilebileceği anlaşılır. Bir başka
           anlatımla, bu gayb haberlerini verebilmesi onun peygamberliğini ortaya
           koyan mûcizelerdendir.
             “Hikmet dolu sözler” diye çevirdiğimiz “ez-zikrü’l-hakîm” tamlama-
           sında geçen zikir kelimesi sözlükte “öğüt verme, anma, hatırlama, hatır-
           latma”  gibi  anlamlara  gelir.  Burada  bu  kelimeyle  Kur’an-ı  Kerîm’in
           kastedildiği görüşü hâkimdir ve bu görüş Kur’an’ı “zikr-i hakîm” ola-
           rak niteleyen bir hadisle (bk. Tirmizî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 14) ve İbn
           Abbas’tan gelen bir rivayetle desteklenmiştir (İbn Atıyye, I, 446). Diğer
           bir görüşe göre burada zikirden maksat bütün ilâhî kitapların kaynağı
           olan levh-i mahfûzdur (Râzî, VIII, 74).
             Zikirden maksadın Kur’an-ı Kerîm olduğu kanaatini taşıyan müfessir-
           ler bunun sıfatı olarak geçen “el-hakîm” kelimesini, hâkim (hükümle-
           rin ana kaynağı), hikmetlerle dolu, hakîmâne bir üslûba sahip ve muh-
           kem (eksiği gediği olmayan) gibi mânalarla açıklamışlardır. Başka bir
           izaha göre burada Kur’an-ı Kerîm, sahibinin sıfatı ile nitelendirilmiştir
           (Zemahşerî, I, 192; Râzî, VIII, 74; Şevkânî, I, 384).


                                                                        59 – 63









                                                                                   585
   578   579   580   581   582   583   584   585   586   587   588