Page 579 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 579

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 52 – 54



           tinde Hz. Muhammed’in ümmetinden olan müminler için de örnek bir
           davranış olarak gösterilmiştir (bk. Saf 61/14). Resûl-i Ekrem’in de “Her
           peygamberin havârisi vardır, benim havârim de Zübeyr’dir” buyurduğu
           nakledilir (Buhârî, “Cihâd”, 40-41, 135; Müslim, “Fezâilü’s-sahâbe”,
           48). Hatta Arapça’da hıristiyanlara “Nasrânî” (çoğulu nasârâ) denilmesi-
           nin sebebiyle ilgili yorumlardan birine göre, bu âyet-i kerîmede Hz. Îsâ’ya
           Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yürekten yardımcı olan müminler
           hakkında “ensar” kelimesi kullanıldığından bu ad verilmiştir.
             “Şahit ol ki…” cümlesini Hz. Îsâ’ya hitaben bir teyit sözü veya yüce
           Allah’a niyazda bulunma ifadesi olarak anlamak mümkündür. Taberî bu
           ifadede Necran heyetindekilere, “İşte Hz. Îsâ’ya iman eden ilk hıristi-
           yanların sözleri ve tutumları böyleydi, sizinkiler gibi değildi!” anlamını
           içeren bir reddiye bulunduğunu belirtir (Taberî, III, 288). Aynı cüm-
           ledeki “müslimûn” kelimesi, bütün ilâhî dinleri “İslâm” olarak kabul
           eden görüşüne göre “müslümanlarız” şeklinde anlaşılabileceği (bk. Âl-i
           İmrân 3/19) gibi, sözlük anlamı esas alınarak “(bu davaya yürekten) tes-
           lim olanlardanız” diye de tercüme edilebilir.
             “Peygambere tâbi olduk” cümlesindeki “er-resûl” (peygamber) genel-
           likle Hz. Îsâ şeklinde anlaşılmıştır. Elmalılı Muhammed Hamdi Hz.
           Yahyâ’nın İncil’de geçen bir sözüyle bu âyetler arasında bağ kurarak bura-
           daki er-resûl kelimesinin Hz. Muhammed’i de kapsadığını veya ona da
           işaret ettiğini belirtir (II, 1109-1110). “Bizi şahitlerle beraber yaz” cüm-
           lesi “senin birliğine tanıklık edenlerle”, “ümmetlerine şehadet eden
           peygamberlerle”, “Muhammed ümmetiyle” gibi mânalarla açıklanmıştır
           (Zemahşerî, I, 191).
             Arapça’da havâri “beyaz, beyazlık, seçilmiş, kusursuz, hâlis, kendisi-
           ni bir davaya adamış, candan dost ve yardımcı” gibi anlamlara gelir. Bu
           kelimenin Habeşçe’den ve Nabatî dilinden geçtiği de ileri sürülmüştür.
           Terim olarak özellikle Hz. Îsâ tarafından seçilmiş, tebliğ ve irşad göre-
           vinde ona yardımcı olan on iki kişilik grubu ifade eder. Bazı tefsir kitap-
           larında Hz. Îsâ’ya destek olan yakın arkadaşlarına niçin havâri denildi-
           ğini yukarıda belirtilen anlamlardan biriyle bağlantı kurarak açıklayan
           olaylar anlatılır ve bunların kimler olduğuna dair bilgiler verilir. Batı dil-
           lerinde havâri karşılığında kullanılan “apostle” ve “”apôtre” kelimeleri



                                                                                   581
   574   575   576   577   578   579   580   581   582   583   584