Page 578 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 578

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 52 – 54



                 Tefsiri
                 52-53. Hz. Meryem’e verilen annelik müjdesinden ve dünyaya getireceği
                 çocuğun özelliklerinden 45-51. âyetlerde söz edilmiş, Hz. Îsâ’nın doğu-
                 mu konusuna da Meryem sûresinde (19/16-36) genişçe yer verilmiştir.
                 Onun hayatı ve tebliğ faaliyetiyle ilgili ayrıntılar ise Kur’an-ı Kerîm’de
                 yer almaz. Yukarıdaki âyetlerde değinilen mûcizelerin meydana gelişi
                 hakkında da Kur’an’da olay tasvirleri bulunmamaktadır. Bunun sebebi
                 şöyle açıklanabilir: Peygamber olarak algılanma hususunda Hz. Îsâ diğer
                 peygamberlerden farklı bir konumdadır. Zira diğerlerinde, peygamberin
                 Allah’ın elçisi olduğunu kabul eden muhatap, onun Allah’tan vahiy aldı-
                 ğına, kutsal bir görev ifa ettiğine fakat aynı zamanda bir beşer olduğuna
                 inanır. Hz. Îsâ’nın böyle kutsal bir göreve sahip olduğunu kabul eden-
                 lerin çoğu ise bu noktada durmayıp ona –hâşâ– Tanrı’nın oğlu nazarıyla
                 bakmışlardır. Öyle görünüyor ki, bu sebeple Kur’an-ı Kerîm konunun
                 teolojik yönüne yani Hz. Îsâ’yı bu şekilde algılamanın yanlışlığına ağırlık
                 vermeyi tercih etmiştir.
                   Hz. Îsâ ilâhî mesajı tebliğ edince İsrâiloğulları’ndan genel bir kabul
                 görmek şöyle dursun, onların inkârcılıkta kararlı olduklarını hatta ken-
                 disini öldürmeyi planladıklarını anlamıştı. Kendisine bu davada canı
                 gönülden kimlerin destek olacağını belirlemek üzere “Allah’a giden yolda
                 bana yardımcı olacaklar kimlerdir” diye sordu. Böylece Hz. Îsâ tebliğ faa-
                 liyetini örgütlü bir biçimde yürütebilmek için çekirdek bir kadro belir-
                 leme yoluna gidiyordu. Onun has adamları olup bildirdiklerine yürekten
                 inanmış bulunan havâriler “Allah’ın yardımcıları biziz” cevabını verdiler.
                 Bu cevapla “Allah’ın dinine sahip çıkmada ve onu yaymada olanca çabayı
                 sarfetme”nin kastedildiği açıktır. Bununla birlikte, Hz. Îsâ’nın çağrısına
                 olumlu karşılık veren ilk müminlerin, ona yüklenen görevle tanrılık vasfı
                 arasında asla bir bağ kurmadıklarını açık bir biçimde belirtmek üzere,
                 âyet-i kerîmenin devamında onların “Allah’a inandık; şahit ol ki bizler
                 müslümanlarız (bu davaya gönülden teslim olduk)” şeklindeki sözlerine
                 yer verilmiştir.
                   Havârilerin bu tutumu ve Allah’ın dinini yücelerde tutup onu yaymak
                 için dayanışma içinde olma anlamına gelen “Allah’ın/Allah yolunun yar-
                 dımcıları olma” iradesini açığa vurma, Kur’an-ı Kerîm’in başka bir âye-



          580
   573   574   575   576   577   578   579   580   581   582   583