Page 586 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 586

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 59 – 63



                 den farklı olduğuna, Hz. Âdem’i anasız-babasız (topraktan) yaratmaya
                 kadir olan yüce Allah’ın bir başkasını babasız yaratmaya evleviyetle kadir
                 olduğuna, bunun için de sadece “ol” buyruğunun yeterli bulunduğuna
                 dikkat çekerek, başka bir izah aramaya gerek olmadığını ortaya koymuş
                 olmaktadır. Öte yandan söz konusu açıklamaların bir kısmını Meryem
                 sûresinin 17-21. âyetleri ile bağdaştırmak mümkün değildir.
                   Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: Meryem sûresinin 21. âye-
                 tinde belirtildiği üzere ilâhî irade Hz. Îsâ’nın insanlık için bir delil, bir
                 mûcize (âyet) kılınmasını ve babasız olarak dünyaya gelmesini murat
                 etmiştir. Bunun nasıl gerçekleşebileceğini hayret ve –çevresinden gele-
                 cek ithamlar sebebiyle– endişe içinde soran ilk kişi de Hz. Meryem
                 olmuştur. Bu soruya verilen cevapta ise, bunun Allah için çok kolay olduğu
                 (Meryem 19/21), yüce Allah’ın dilediğini yarattığı (Âl-i İmrân 3/47) ve bir
                 sonucun meydana gelmesi için “ol” buyurmasının yeterli olduğu belir-
                 tilmiş (Âl-i İmrân 3/47, 59) başka açıklama yapılmamıştır. Bu konuda
                 bilgi veren Âl-i İmrân sûresindeki âyetler kümesinin sonunda (60. âyet),
                 “Gerçek rabbinden gelendir, öyleyse kuşkulananlardan olma” buyurula-
                 rak Resûlullah’ın şahsında bütün müminlerden yüce Allah’tan gelen bil-
                 giye mutlak teslimiyet içinde inanmaları istenmiş, Meryem sûresindeki
                 âyetler kümesinin sonunda da (19/34-35) bu konuda şüpheci davrananlar
                 kınanmış, ayrıca Allah’ın çocuk edinebileceği fikri şiddetle reddedile-
                 rek O’nun hükmettiği sonucun sadece “ol” buyruğuna bağlı olduğu tekrar
                 hatırlatılmıştır.
                   Bu âyet ile 7. âyet arasında bağ kurarak, Hz. Îsâ’nın yaratılışı konusunu
                 yorumlayan Elmalılı’nın bu açıklamalarını şöyle özetlemek mümkündür:
                 Sûrenin başında akıl sahiplerine ve ilimde derinleşmiş kişilere anlatıldığı
                 üzere hak olan vâkıalar ve onları ifade eden âyetler muhkemât ve müteşâ-
                 bihat şeklinde iki kısma ayrılır. Muhkemât hem duyu organlarıyla hem
                 aklen hiçbir tereddüt duyulmaksızın alınırlar ve onlar kendi kendilerini
                 izah ederler. Müteşâbihat da şüpheye düşmeksizin alınırlar, fakat bun-
                 lar kendi kendilerini izah edemezler. Sadece kendilerine uygun muhkem
                 bir misale veya bir kanuna döndürülerek izah ve te’vil olunurlar. Gerçek
                 misali bulunmadıkça yapılan te’viller yanlış olur, yalan olur, aldanmak,
                 aldatmak ve gerçeği tahrif olur. Hz. Îsâ vâkıasına gelince: 1. Hz. Îsâ’nın
                 zâtı, yani böyle bir “beşer”in var olduğu ve yaşamış bulunduğu muhkem



          588
   581   582   583   584   585   586   587   588   589   590   591