Page 506 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 506

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 10 – 11



                 sağlamaktan ibaret değildir. Gerçekte en ağır ceza, bir taraftan kişinin
                 yararlanageldiği imkânlardan yoksun bırakılması, diğer taraftan da acı-
                 lara mâruz bırakılmasıdır. İşte âyette inkârcıların hem dünya hayatında-
                 ki mutluluklarını âhirete taşıyamayacakları hem de çok çetin bir azaba
                 çarptırılacakları belirtilerek uğrayacakları cezanın ağırlık derecesi ortaya
                 konmuş olmaktadır. Azabın şiddeti ise, onların “yanacakları” şeklinde
                 değil “cehennem ateşinin yakıtını teşkil edecekleri” şeklinde ifade edi-
                 lerek açıklanmıştır (Râzî, VII, 184-185).
                   Küfür ve kâfir kavramlarının geniş anlamı esas alınırsa âyetteki “inkâr
                 edenler” ifadesiyle gerek müşriklerin gerekse Ehl-i kitap’tan olan inkâr-
                 cıların kastedildiği söylenebilir. Bununla birlikte bazı müfessirlere göre
                 Kur’an’daki genel kullanım ışığında bu ifadeden maksat müşriklerdir.
                 Diğer bir yoruma göre ise, müteakip âyette Firavun’un durumu örnek
                 gösterildiğine göre burada yahudi olan Kurayza ve Nadîr kabileleriyle
                 hıristiyan Necranlılar kastedilmiş olmalıdır. Çünkü Araplar nezdinde
                 Âd ve Semûd kavimlerinin haberleri, yahudi ve hıristiyan muhitinde ise
                 Firavun’un başına gelenler daha yaygın olarak bilinmekteydi. Bu yoru-
                 mu destekleyen diğer bir delil de, hıristiyanların bazı telakkilerinin yan-
                 lışlığını ortaya koymanın bu sûrenin başlıca hedeflerinden birini teşkil
                 etmesidir (İbn Âşûr, III, 172).
                   Âyetin “... Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır” şeklinde
                 tercüme edilen kısmına “... Allah’ın azabına karşı hiçbir yarar sağlama-
                 yacaktır” anlamı da verilmiştir.

                 11. Bu âyette Firavun hânedanı ve onlardan önceki inkârcılarla 10. âyette
                 belirtilen (Kur’an’ın muhatabı olan) inkârcılar arasında kurulan benzer-
                 lik ilişkisinin hangi açıdan olduğu hususunda farklı yorumlar yapılmıştır.
                 Âyette geçen de’b kelimesinin “çaba sarfetme, devamlılık, âdet, durum”
                 gibi anlamlarının bulunması bu yorumlarda etkili olmuştur. Buna göre her
                 iki gruptaki inkârcıların: a) Peygamberleri yalanlamada çok büyük çaba
                 harcadıkları, b) bu tavır ve tutumda farklılık göstermedikleri, c) mal ve
                 evlâtlarının Allah’ın azabına karşı kendilerini koruyamayacağı, d) cehen-
                 nemde sürekli kalacakları ve cehennem ateşine yakıt olacakları, e) Allah
                 tarafından aynı muameleye tâbi tutulacakları, f) dünyada da birtakım ben-
                 zer cezalara çarptırılacakları şeklinde anlamlar verilmiştir (Râzî, VII, 185-



          508
   501   502   503   504   505   506   507   508   509   510   511