Page 505 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 505
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 10 – 11
Tefsiri
10. Önceki âyetlerde müminlerin dua ve yakarışlarına değinilmiş, bura-
da da inkâr edenlerin durumu ve karşılaşacakları azabın ne kadar şiddetli
olacağı açıklanmıştır.
“İnkâr edenler” ifadesi hakkında değişik açıklamalar yapılmış ve
bununla, sûrenin nüzûl sebebine değinilirken zikri geçen Necran heye-
tinin kastedildiği de ileri sürülmüştür (Şevkânî, I, 356). Siyer kaynakla-
rında bu heyetin üyesi Ebû Hârise’nin kardeşine şöyle dediği nakledilir:
Ben kesinlikle biliyorum ki o (Hz. Muhammed) gerçekten Allah’ın pey-
gamberidir. Fakat bunu açıklarsam Bizans yetkilileri bana verdikleri mal
ve mevkii geri alırlar (bk. İbn Hişâm, es-Sîretü’n-nebeviyye, II, 223). Âyetin
inişine vesile olan bir olay bulunsa bile, mal ve evlâtlarının inkârcıları
âhiret azabından kurtaramayacağı anlamının genel olduğu kuşkusuzdur.
Burada psikolojik tahlile dayalı bir uyarının bulunduğu görülmektedir.
Şöyle ki: Mal ve çocuklar, insanoğlunun daraldığında destek almak için
genellikle başvurduğu dayanaklar olup bunlar insandaki güvence arama
arzusunu ve fikrini temsil etmektedir. Sigorta ve sosyal güvenlik kurum-
larının oluşturulması ve bununla da yetinmeyip reasürans (sigortanın
sigorta edilmesi) usulüne başvurulması, şirketlerde ve bütçelerde ihtiyat
akçesi (yedek fon) ayrılması, borç ilişkilerinde kişisel veya malî teminat
(kefalet veya –değişik şekilleriyle– rehin) istenmesi, yargılama huku-
kunda üst mahkeme denetiminin, hatta insan hakları ihlâlleri karşısında
milletlerarası düzeyde organların devreye sokulması, elektrikle çalışan
sistemlerde otomatik şarteller konması, bilgisayar teknolojisiyle yapılan
çalışmalarda o ana kadar ortaya konan emeğin zayi olmasını engelleyecek
yöntemler geliştirilmesi gibi çağdaş olanları da dahil olmak üzere alınan
önlemler hep insanoğlunun ya sahip olduğu imkânları ve değerleri koru-
ma veya karşılaşabileceği tehlikeleri yahut zararlarını önleme veya azaltma
uğruna değil midir? Burada ve yakın içerikteki birçok âyette (meselâ bk.
En‘âm 6/94; Kehf 18/46; Meryem 19/80; Şuarâ 26/89), dünya hayatında
kişiye güvence sağlayabilen hiçbir yolun kıyamet gününde bir yarar sağla-
yamayacağı, herkesin tek başına yaptıklarının hesabını vermek durumun-
da kalacağı, sadece iman dolu bir kalp ve sâlih amellerle Allah’ın huzuruna
gelmiş olmanın bir değer ifade edeceği belirtilmiştir.
Âyet-i kerîme, inkârcıların karşılaşacakları cezanın ağırlığını da ince
bir üslûpla tasvir etmektedir. Zira cezalandırma kişinin eziyet görmesini
507

