Page 466 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 466
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 3 – 4
belirtmiştir. Fahreddin er-Râzî ilk iki görüşü destekleyen izahları Arap
dili kuralları ve Kur’an-ı Kerîm’in fesahati açısından doyurucu bulmaz ve
kendi kanaatini şöyle açıklar (VII, 161-162): Buradaki furkandan maksat,
bu kitapların yüce Allah’tan gelen bilgiler olduğunu gösteren mûcizeler-
dir. Şöyle ki, peygamberler bu kitapların kendilerine Allah tarafından
indirildiğini iddia ederlerken, kendi iddialarıyla bunu yalan sayanların
iddialarını çözüme bağlayacak ayırt edici bir delil getirme ihtiyacını duy-
dular. Cenâb-ı Allah peygamberlerin bu iddialarını destekleyen mûcize-
ler göstermelerine imkân sağlayınca iki iddia birbirinden ayırt edilmiş
oldu. İşte bu mûcizeler furkandır. Yüce Allah kitabı hak ile indirdiğini,
daha önce de Tevrat ve İncil’i indirmiş olduğunu belirtirken, Kur’an’ın
Allah katından geldiği iddiasının yanı sıra tastamam hakikati yansıtan bir
ayırt edici özelliği de indirmiş olduğunu açıklamış olmaktadır. İşte bu,
söz konusu iddianın doğru olduğunu gösteren ve kendisiyle diğer kitaplar
arasındaki farkı ortaya koyan üstün bir mûcizedir. Kur’an-ı Kerîm açısın-
dan da furkanı böyle bir mûcizeyi içermesi şeklinde anlamak uygun olur.
Muhammed Abduh, buradaki “furkan”dan maksadın, hak ile bâtılı birbi-
rinden ayırt etme vasıtası olan “akıl” olduğu kanaatindedir (Reşîd Rızâ,
III, 160). Cemâleddin Kāsımî de bununla “adalet” mânasında “mîzan”ın
kastedilmiş olabileceğini belirtir (IV, 750).
Bazı yazarlara göre ise, 3. âyette geçen “el-kitâb”dan maksat sadece
Kur’an olmayıp diğer peygamberlere de vahyedilen ilâhî kitabın aslı; fur-
kan da Hz. Peygamber’e indirilmekte olan vahiylerdir. Bu görüşün sahibi
olan Süleyman Ateş’in konuya ilişkin ifadesi şöyledir: “Bize göre üçüncü
âyette adı geçen kitap, yalnız Hz. Muhammed’e indirilen değil, Mûsâ’ya
ve Îsâ’ya da kendi dillerinde verilen Tanrı kitabının aslıdır. İşte o kita-
bın içeriği, Hz. Muhammed’e de kendi diliyle indirilmiştir. Çünkü Hz.
Muhammed’e, bütün olarak bir kitap indirilmemiştir. Ona verilen vahiy-
ler, sonradan derlenip kitap haline getirilmiştir. Ama inerken o vahiyler
henüz kitap değil, ‘Kur’an’ veya ‘furkan’ idi. Yani okuma parçası ve doğru-
yu, eğriyi birbirinden ayırt eden hikmetli sözler idi. İşte Mûsâ’ya Tevrat’ı
(Tanrısal yasa), Îsâ’ya İncil’i (Tanrısal müjde) indiren Allah, onların içe-
riği olan “furkan”ı da Hz. Muhammed’e vahyetmiştir” (II, 11). Yazarın
Kur’an’ı “okuma parçası” olarak nitelendirmesi, isabetsiz bir kullanım
468

