Page 447 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 447
2 / BAKARA SÛRESİ · 282 – 283
283. Alacağı teminat altına alan işlemlerden biri de borçludan rehin
almaktır. Rehin verme ve alma âdeti İslâm’dan önce de vardı; hatta
bazan borçlular çocuklarını kabile reislerine rehin verirlerdi. İslâm’da
rehin konusunun insan olması câiz değildir. Rehin, gerektiğinde satıp
paraya ve mala çevrilerek borcun ödenmesine yarayan bir madde veya
maddî değer olmaktadır. Borç ilişkisi yolculuk halinde veya gurbette de
kurulabileceği için bu durumda yazacak birini bulamama ihtimali art-
maktadır. Kur’an’ın teklif ettiği çare, yazma yerine uygun bir nesneyi
rehin almaktır. Rehin almanın câiz olması yolculuk haline özgü de değil-
dir. Hz. Peygamber’in uygulamasıyla yolculuk dışındaki durumlarda da
rehin almanın ve vermenin câiz olduğu anlaşılmış ve bu hüküm devamlı
uygulanmıştır. “Teslim alınan rehin” ifadesinde geçen “teslim alınan,
kabzedilen” kaydı sebebiyle rehin konusu malın borçludan alınmaması,
borçlunun tasarrufu dışına çıkarılmaması halinde rehin akdinin sahih
olup olmayacağı tartışılmıştır. Hanefî ve Şâfiîler’e göre akid sahih olmaz.
Mâlik’e göre akid sahih olur, fakat bağlayıcı olabilmesi (lüzumu) için tes-
lim şarttır. Borçlu teslim etmek istemezse cebredilir. Borca karşı teminat
olarak alınan rehinden alacaklının istifade etmesi câiz değildir.
“Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emaneti yerine
getirsin” kısmının, önceki kısımlara etkisi mevzuunda farklı yorumlar
vardır: a) Yazma, yazdırma, şahit tutmanın farz olduğunu söyleyenlerin
bir kısmına göre âyetin bu bölümü farz olma hükmünü kaldırmış, teminat
alma veya güvenme konusunda ilgilileri serbest bırakmıştır. Diğer kıs-
mına göre ise rehinin teminat yerine geçmesi yolculuk haline mahsustur.
Bu istisna dışında farz olma hükmü devam etmektedir. b) Teminat alma
emrinin tavsiye olduğunu söyleyenlere göre bu kısım o hükmü destekle-
mektedir.
İbn Âşûr’un da işaret ettiği üzere güvene karşı ihanet etmemeyi, ema-
neti yerine getirmeyi bütün borç ilişkilerine yaymak daha doğrudur.
Teminat da alınsa kişilerde emanet duygusu ve sorumluluğu bulunmazsa
borcun tarafları birbirlerine karşı haksızlık yapabilirler. Âyet bunu yap-
mamalarını emretmektedir.
Özellikle kul hakkının zayi olması ihtimali bulunduğunda buna tanık
olanların bildiklerini gizlemeleri câiz değildir. Sorulmasa bile kendi-
liklerinden ilgili makama gelip tanıklık etmeleri gerekli görülmüştür.
449

