Page 446 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 446
2 / BAKARA SÛRESİ · 282 – 283
olmayanından ayırma konusunda müslümanların yeterli bilgiye sahip
olamayacakları hususlarıdır.
Malî konularda şahit ya iki erkek ya da bir erkek, iki kadın olacaktır.
Daha azı iddianın ispatı için yeterli değildir. Tek erkeğin yeterli olma-
ması, onun akıl ve dürüstlük bakımlarından eksik olduğu gerekçesine
değil, hakkın ve alacağın zayi olmaması için daha ihtiyatlı ve tedbirli
olma hikmetine bağlıdır. Bir kadın yerine iki kadının şart koşulması da
tek kadının akıl ve dürüstlüğünün yeterliği konusundaki şüpheden veya
hükümden değil, onların özel durumları, konumları, psikolojileri, ev
dışındaki hayatla ilgileri bakımından unutma veya şaşırma ihtimalleri-
nin daha fazla olmasındandır; yani yine hakkın zayi olmamasına yönelik
bir tedbirden ibarettir. Kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden
bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, “erkek bulunmadığı takdirde”
denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir.
Âyetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahit-
liğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani nisabı (şahitlik için gerekli
sayı) doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. Diğer kadının
işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan,
hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir.
Borç doğuran akidlerin peşin usulüyle yapılması, akdin hemen sonun-
da alacak ve borcun kapanması halinde yazma yükümlülüğü kaldırılmak-
ta, fakat yine de tanık tutma tavsiye edilmektedir. Çünkü vadenin söz
konusu olmadığı akidlerde de ihtilâflar çıkabilmekte, şahide ihtiyaç hâsıl
olabilmektedir.
Bazı hallerde şahit ve kâtipler akdin taraflarınca rahatsız edilmekte,
kendilerine zarar verilmektedir. Bu sebeple olmalıdır ki dilimizde “İşin
yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol” şeklinde bir öğüt ifadesi yaygınlık
kazanmıştır. Şahitlerin gereksiz yere meşgul edilmeleri dahi bir zarar
vermedir. Borçlunun ödeme konusunda temerrüde düşmesi halinde bor-
cu kefil ödemek mecburiyetinde kalmaktadır. Şahit ve kâtiplerin, gerçe-
ği yansıtmamaları konusunda baskı altına alındıkları, tehdit edildikleri
olmuştur. İlgili âyet bütün bunları yasaklamakta ve tarafları Allah’tan
korkmaya davet etmektedir.
448

