Page 403 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 403

2 / BAKARA SÛRESİ · 256 – 257



           kimseleri ise zorla İslâm’a sokmanın bir faydası yoktur. İbn Kesîr âyeti
           böyle yorumlamıştır (I, 459). 6. Zemahşerî’nin anlayışına göre (I, 155)
           burada anlatılan “İmanla ilgili ilâhî kanundur, kuraldır”; yani Allah
           kulunu iradeden yoksun kılarak iman konusunda onu zorlama altında
           bırakmamış, aksine inanıp inanmamayı onun serbest irade ve seçimine
           bağlamıştır.
             Şevkânî bu yorumları naklettikten sonra konuyu şöyle bağlamaktadır:
           Âyet, çözmek üzere geldiği mesele bakımından mensuh değildir, mese-
           leyi çözüme bağlamıştır. Bu çözüm aynı zamanda “Ehl-i kitap olanlar ciz-
           ye ödemeyi kabul ederlerse din değiştirmeye zorlanamazlar” hükmüne
           de dayanak teşkil etmektedir. Geriye harp ehli (İslâm’a karşı savaş açan)
           kâfirler kalır. Âyeti lafzına (kelime ve cümle yapısına) göre anlarsak harp
           ehli kâfirleri de içine aldığını söylememiz gerekir. Ancak diğer birçok
           âyet, hadis ve uygulama harp ehlini istisna etmiştir. Onlar cizye yerine
           savaşı tercih ettiklerinden önlerinde iki seçenek vardır: Ya müslüman
           olmak ya da savaş (I, 302-303).
             İbn  Âşûr  kendinden  önceki  tefsircilerin  bu  konudaki  yorumları-
           nı aktardıktan sonra konuya farklı bir açıklama getirmiştir. Ona göre
           bu âyetin ilk yıllarda gelmiş olması ihtimali yoktur. Cizye kabulü söz
           konusu olmaksızın savaş emri getiren âyetler ve bu mânada olmak üze-
           re “Lâ ilâhe illallah deyinceye kadar insanlarla savaşma emrini aldım...”
           (Buhârî, “Îmân”, 17; Müslim, “Îmân”, 32) diyen hadisler bu âyetten önce
           idi. O zaman Arabistan’da şirk hâkim bulunuyordu. Araplar dedeleri
           İbrâhim’in tevhid dininden sapmışlardı. Allah Teâlâ bu bölgenin şirkten,
           Kâbe’nin de putlardan temizlenmesini, diğer kavimler ve topluluklar için
           örnek bir tevhid ümmeti ve merkezinin oluşmasını istiyordu ve bunun
           gereğini emretti. Arap yarımadası şirkten temizlenip İslâm yerleşince
           artık evrensel düzenin gerçekleşmesi lâzımdı. Evrensel düzen “bütün
           halkı müslüman olan bir dünya değil, hakların ve hürriyetlerin bekçi-
           liğini müslümanların yaptığı bir dünya” idi. Bunun için de diğer din ve
           vatan sahiplerinin yalnızca müslümanların hâkimiyetini kabul etmeleri
           yeterli idi. İşte bu âyet o düzeni getirdi. Dine zorlama savaşı bitti (bunu
           ifade eden âyetler ve hadisler neshedildi), hakka ve hukuka baş eğdirme
           savaşı başladı (III, 26-28).



                                                                                   405
   398   399   400   401   402   403   404   405   406   407   408