Page 399 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 399
2 / BAKARA SÛRESİ · 256 – 257
leri (mâ halfehüm) itibariyle böyle olmamaları mümkündür. Allah birdir
ve yalnızca O ibadete lâyıktır; çünkü O’ndan başka olmuşu, olacağı, gizliyi,
açığı, geçmişi, geleceği, görüleni, gaybı bilen yoktur.
Kürsî (kürsü), “koltuk, sandalye, taht” anlamlarına gelir. Mecazi ola-
rak saltanat, hükümranlık, mülk mânalarında da kullanılmaktadır. Allah
Teâlâ’nın üzerine oturulan maddî alet mânasında kürsüsü olamayaca-
ğından –bu O’nun bizzat açıkladığı yüce sıfatlarına aykırı düştüğünden–
burada kürsüden bir başka mânanın kastedilmiş olması gerekir. Esasen
Kur’an’da Allah’a nisbet edilen, “Allah’ın...” denilen her şeyi, O’nun
varlığına dahil veya kullandığı bir şey olarak anlamak da doğru değildir.
Meselâ “Allah’ın evi, Allah’ın ruhu, Allah’ın emri, Allah’ın kölesi” tam-
lamalarında Allah’a ait olan şeyler böyledir. Bunlar ne O’nun varlığının
bir parçasıdır ne de kullandığı araçlardır; önem ve şereflerinden dolayı
O’nun” diye tanımlanmışlardır. İbn Abbas’a göre kürsüden maksat ilim-
dir. O’nun ilmi her şeyi kaplar. Âyetin bu kısmını, “kürsüden maksat
O’nun hükümranlığıdır ve buna sınır yoktur, hiçbir şey O’nun dışında
kalamaz” veya “Allah semavatı, arzı, arşı Kur’an’da zikretmiş, fakat bun-
lardan maksadın ne olduğunu açıklamamıştır. Kürsüsü de böyle bir var-
lıktır, yerleri ve gökleri içine alacak kadar geniştir. Ne ve nasıl olduğunu
ise ancak kendisi bilmektedir” şeklinde anlamak mümkündür.
Yüce, kâmil, eşsiz sıfatlarının bir kısmı âyette zikredilen yüce Allah’a,
kulların sonsuz gibi gördükleri kâinatı korumak, gözetmek ve yönetmek
elbette güç gelmeyecek, O’nu yormayacak, meşgul bile etmeyecektir.
Çünkü O yücelerden yücedir, kimse bilmez nicedir.
256 – 257
256
401

