Page 387 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 387

2 / BAKARA SÛRESİ · 244 – 252



             Kur’an-ı Kerîm’in ifadesinden anlaşılan tabutun (sandığın) , Tâlût’tan
           sonra gelmesi, peygamberin de bunu, onun hükümdarlığının bir işare-
           ti olarak değerlendirmesidir. Yukarıda özetlenen Tevrat rivayetine göre
           ise tabut (ahid sandığı), İsrâiloğulları’na, Tâlût’un kral olarak tayinin-
           den önce gelmiştir. İbn Âşûr’un yorumuna göre Tevrat rivayeti –birçok
           yerinde olduğu gibi– hadiselerin tarihi sırasına uygun değildir. Doğrusu
           Kur’an’da olandır. Buna göre Filistîler, İsrâiloğulları’nın bir kral yöne-
           timinde  birleştiklerini  görünce  kendilerinden  intikam  alacaklarını,
           bunun baş sebebinin de tabut (sandık) olduğunu düşünmüş, ilişkileri
           yumuşatmak için tabutu (sandığı)  geri göndermişlerdir (II, 492).


           249-250. Tâlût’u kumandan olarak kabul eden İsrâiloğulları, yenil-
           gi sonunda kaybettiklerini geri almak üzere onun kumandasında sefere
           çıktılar. Yolları üzerinde Ürdün nehri vardı, ona yaklaşınca kumandan su
           içmeyi yasaklayarak ordunun kendisine bağlılığını ve irade gücünü dene-
           mek istedi. Askerlerin çoğu bu denemede başarılı olamadılar. Ancak
           kumandan bu vesileyle orduya bir ders daha vermiş, eğitimlerini geliş-
           tirmiş oldu. Tâlût’un yaptığı bu denemeyi Allah’a izâfe etmesi (“Allah
           sizi deneyecek” demesi), ülü’l-emre itaatin Allah emri olmasındandır.
           Bir başka yoruma göre peygamber kumandana bunu Allah’ın emri olarak
           tebliğ etmiş, o da yeri ve zamanı gelince uygulamıştır.
             Tevrat bu olayı anlattığı yerde su imtihanına temas etmemiş, bunun
           yerine Tâlût’un, “Düşmandan intikam alıncaya kadar bugün ekmek yiyen
           mel‘undur” dediğini zikretmiştir (I. Samuel, 14/24). Ancak Hâkimler
           kitabında (7/4-7) bir başka harpte su imtihanı geçmektedir. Öyle anlaşı-
           lıyor ki bu su imtihanı birkaç kere tekrarlanmış, Tevrat bunlardan bazı-
           larını zikretmiştir (İbn Âşûr, II, 497).
             Filistîler güçlü bir düşmandı, başlarında da Câlût (Golyat) isimli çok iri
           ve güçlü bir savaşçı kumandanları vardı. İsrâiloğulları ordusu düşmana
           yaklaşınca her zaman olduğu gibi korku ve gevşeme alâmetleri ortaya çık-
           tı. Aralarında sayıları az da olsa imanları ve cesaretleri güçlü mücahidler
           de vardı. Bunlar iki tedbire başvurarak ordunun moralini yükseltmeye
           çalıştılar: a) Savaş tarihinden yararlandılar; zaferin her zaman sayıca
           üstün olanlara değil, maddî ve mânevî şartlarını haiz olanlara ait olduğu-



                                                                                   389
   382   383   384   385   386   387   388   389   390   391   392