Page 392 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 392

2 / BAKARA SÛRESİ · 253



                 bize bildirilen üstünlük derecelerinin başlıcaları şunlardır: a) Onun elçi-
                 liği bütün insanlığa yöneliktir.  b)  Dünya  durdukça  devam  edecektir.
                 c) Peygamberlik onunla son bulmuştur. d) Onun asıl mûcizesi Kur’an’dır
                 ve bu mûcizenin sihir ve göz boyamayla karıştırılması mümkün değil-
                 dir, kendisinden sonra da devam etmektedir. Onun eşsizliğini –bu işten
                 anlayan– herkes, her zaman görme imkânına sahiptir. e) Onun getirdi-
                 ği din faydalıyı elde etme, zararlıdan uzak kalma ve insanı –kendisi için
                 mukadder olan– en üstün kemale ulaştırma şeklinde üç evrensel temele
                 dayanmaktadır. f) Kısa bir zaman içinde düşmanlarını yenilgiye uğratıp
                 ülkelerini ele geçirmiştir. g) En büyük mûcizesi olan Kur’an kesin rivayet
                 yoluyla nakledilmiştir. h) Kabri bellidir ve ümmeti ona yaklaşıp sevgile-
                 rini sunma imkânına sahiptir (III, 7-8).
                   Başka âyetlerde (Nisâ 4/164; A‘râf 7/144) açıkça ifade edildiği için
                 burada “Allah’ın kendisiyle konuştuğu” peygamberden maksat Hz. Mûsâ
                 olmalıdır.
                   Allah Teâlâ’nın konuşmasına iki noktadan bakmak gerekir: Konuşma
                 vâkıası ve bunun kullara anlatılış şekli, yani konuşma (teklîm) kelimesi-
                 nin mecaz veya hakikat mânasında kullanılışı.
                   Allah Teâlâ’nın peygamberlerine birçok nimeti vardır ki diğer kullar
                 bunları idrak edemezler, haklarında bilgi sahibi olamazlar. Vahiy, ruhun
                 ve meleklerin gelmesi, Allah’ın büyük âyetlerinin müşahede edilmesi
                 bunlardandır. Allah’ın onlara bildirdiği melek, şeytan, levh-i mahfûz,
                 kalem, sırat ve benzerleri de yine sıradan insanların duyu organlarıyla
                 görüp hissedemedikleri şeylerdir. Bazı filozoflar bütün bu gayba dahil
                 varlıklara  ait  kelimeleri  te‘vil  etmişler;  meselâ  “melek”  kelimesini,
                 hayra ve iyiliğe çağıran akıl gücü (kozmolojik akıl); “vahiy”i, bu gücün
                 insan idrakine ulaştırdığı şey; Rûhulkudüs veya Rûhulemîn’i, kozmolojik
                 akılların, insanlığın hayrına ve saadetine yönelik düşüncelerin kaynağı
                 olan en üst mertebesi; “şeytan ve cin”i, kötülüğe ve bozulmaya davet
                 eden şehvet ve öfke güçleri; “vesvese ve nezga”yı, fert ve toplum için
                 kötü,  yıkıcı  düşünceler  olarak  yorumlamışlardır.  Halbuki  apaçık
                 Kur’an âyetleriyle diğer peygamberlerden nakledilenler, bütün bu gayb
                 âlemine ait varlıkların gerçek olduklarını, bunlarla mecaz veya temsil
                 kastedilmediğini göstermektedir. Allah Teâlâ’nın konuşması da böyledir.



          394
   387   388   389   390   391   392   393   394   395   396   397