Page 393 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 393

2 / BAKARA SÛRESİ · 253



           Konuşma (teklîm, kavl) bir başka hakikat ve olayın bu kelimelerle ifade
           ve temsili değildir. Burada ve Nisâ sûresinin 164. âyetinde ifade edilen
           konuşma, şekil itibariyle bizim bildiğimiz ve kullandığımız konuşmadan
           farklı da olsa etki ve sonuç itibariyle aynı mahiyette gerçekleşmiştir. Şûrâ
           sûresinin 51. âyetinde de bu konuşmanın “ya vahiy, ya perde arkasından
           yahut da bir elçi göndererek” yapıldığı bildirilmiştir.
             “Allah’ın  konuşması  (teklîm)  ve  söylemesi  (kavl)  ses,  harf  ve  ağız
           yapısıyla olmadığına göre böyle bir bildirme ve iletişim şekline ‘konuşma,
           söyleme’ demek, bu kelimeleri mecazi mânada kullanmak değil midir?”
           meselesine gelince, öncelikle Allah Teâlâ’nın hayat, ilim, irade, verme
           (îtâ) gibi diğer fiil ve sıfatlarına bakmak gerekir. Bunlar da Allah ile
           kulları arasında ortak (her ikisi için) kullanılan kelimelerdir; etki ve
           sonuç itibariyle aynı, şekil ve gerçekleşme bakımından farklıdırlar. Nasıl
           bu sebeple Allah’ın işitmesi, görmesi ve hayatına mecazi denilmiyorsa,
           konuşması ve söylemesine de mecazi denilemez. Esasen kelimeler önce
           maddî varlıkları ifade için vazedilmiş, daha sonra –insanlığın fikir ve
           kültür hayatı geliştikçe– mânevî, aklî kavramlar için de kullanılmışlardır.
           Bu ikinci mânalarda ilk kullanışlar mecaz yoluyla olsa da zaman geçtikçe
           hakikat haline gelmiştir.
             Allah Teâlâ’nın Hz. Mûsâ ile konuşması, Şûrâ sûresinde açıklanan
           “konuşma çeşitleri”nden biri olan “perde arkasından konuşma” yoluy-
           la gerçekleşmiştir. Bu konuşmada melek aracılığı yoktur, doğrudan kal-
           be ve zihne iletilme de yoktur. Konuşan gözükmeksizin bir “söyleme ve
           anlama” vardır. Söyleyen, konuşan Allah olduğuna göre elbette burada
           insanlar arasındaki konuşmada kullanılan araçlar, sesler ve harfler mev-
           cut değildir. Allah Teâlâ’nın kelâm (konuşma) sıfatının eseri ve tecellisi
           olan, bu sıfatın, açıklama iradesini yerine getirmek üzere ilgiliye taalluku
           (onunla keyfiyetsiz olarak ilişki kurması) sonucunda, –Allah bakımından
           değil kul bakımından yeni– oluşan bu konuşma, melek aracılığı ile oldu-
           ğunda Cebrâil’e nasıl ulaşıyorsa onun aracılığı ile olmadan peygambere
           de öyle ulaşmaktadır. Çünkü yaratılmış olmak, Allah’ın sıfatı olmamak
           bakımından bu ikisi (Cebrâil ile peygamber) arasında fark yoktur. Bunun
           ötesinde  Allah’ın,  peygamberlerine  konuşmasının  mahiyetini  ancak
           Allah ve peygamberleri bilir (ayrıca bk. Nisâ 4/164; A‘râf 7/143-144).



                                                                                   395
   388   389   390   391   392   393   394   395   396   397   398