Page 334 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 334

2 / BAKARA SÛRESİ · 215



                   Bütün bu kullanımları iki ana bölüme ayırmak mümkündür. Konumuz
                 olan âyetin de içinde bulunduğu ilk bölüme giren âyetlerde hayır kav-
                 ramı daha çok mal, servet, bolluk gibi maddî imkânlar veya daha genel
                 olarak her türlü maddî ve mânevî nimetler için kullanılmıştır (meselâ
                 bk. Bakara 2/180; Sâd 38/32; Âdiyât 100/8). Taberî son âyeti açıklarken
                 “Araplar malı hayır diye isimlendirirlerdi” der (XXIII, 154-155). Hayır
                 yine maddî anlamlarda fakat “refah, bolluk, zenginlik” gibi daha geniş
                 kavramları ifade edecek şekilde de geçer (meselâ bk. En‘âm 6/17; Enbiyâ
                 21/35; Me‘âric 70/21; krş. Taberî, VII, 160-161; XI, 177; XVII, 24-25)
                   Kur’an’da nimet kabilinden olan daha soyut şeylerin de hayır keli-
                 mesiyle ifade edildiği görülür. Bu cümleden olmak üzere hayır, Allah’ın
                 kullarına özel nimeti olan vahiy veya Kur’an yerine de kullanılmıştır (bk.
                 Bakara 2/105; krş. Taberî, I, 474). “Takvâ sahiplerine, ‘Rabbiniz size ne
                 indirdi?’ diye sorulur, onlar da ‘Hayır indirdi’ derler” meâlindeki âyette
                 (Nahl 16/30) hayrın vahiy yerine kullanıldığı daha belirgin olarak görül-
                 mektedir.
                   İkinci bölüme giren âyetlerde hayır kelimesi “sâlih amel” gibi kav-
                 ramlara yakın anlamlarda olmak üzere her türlü iyi tutum ve davranış-
                 ların ahlâkî değerini belirtmek üzere kullanılır. Kur’an genellikle insa-
                 nın aslında âhirette kendisi için faydalı olacak bütün iyilikleri hayır diye
                 isimlendirir (meselâ bk. Bakara 2/110, 197).
                   Hayır  ve  şer  kelimeleriyle  aynı  kökten  diğer  kelimeler  Kur’an-ı
                 Kerîm’deki anlamlarıyla pek çok hadiste de geçmektedir (bk. Wensinck,
                 Mu‘cem, “hyr” md.).
                   İslâm düşüncesinde hayır ve bunun zıddı olan şer hem ontolojik hem de
                 ahlâkî kavramlar olarak kullanılmış; her iki yönüyle de daha çok kelâmcı-
                 lar ve filozoflar tarafından işlenmiştir. Ancak kelâmcılar konuyu genellik-
                 le hüsün ve kubuh terimleriyle ve ahlâkî boyutuna ağırlık vererek ele alır-
                 ken filozoflar hayır-şer terimlerini tercih etmişler ve konunun metafizik
                 yönüne ağırlık vermişlerdir. Yine İslâm düşüncesinde şerrin varlığının
                 inkâr edilmediği; aksine, Ehl-i sünnet inancında olduğu gibi, hayırla bir-
                 likte şerrin de kader ve kazâ planı içinde değerlendirildiği görülür. Yaygın
                 düşünceye göre de aslında hayır gibi şer de evrensel planda Allah’ın tak-
                 dir ve kazâsına bağlıdır; ancak mutlak hayrın aksine mutlak şer mevcut



          336
   329   330   331   332   333   334   335   336   337   338   339