Page 333 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 333
2 / BAKARA SÛRESİ · 215
Meâli
215. Sana ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Harcayacağınız
mal, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolcular için olmalıdır.
Hayır olarak ne yaparsanız muhakkak ki Allah onu bilir.”
Tefsiri
215. Sûrenin bu ve bundan sonraki âyetleri –geçmiş dönemlere ait ibret
verici iki anekdot dışında (246-253, 258-260)– ibadet, ahlâk ve muâ-
melâta ilişkin düzenlemeler getirmekte, hükümler koymaktadır. İlk
hüküm malî yardımlarda kimlere öncelik verileceğine ilişkindir.
Sözlükte “malı harcama, tüketme” anlamına gelen infak ahlâkî bir
terim olarak genellikle “Allah rızâsı için çeşitli hayır yollarında harcama-
da bulunma, muhtaçların nafakasını sağlama” anlamını ifade eder ve bu
anlamıyla zekât, fıtır sadakası gibi zorunlu malî ibadetler yanında sadaka
türünden gönüllü hayırları da içine alır. Âyette infak kelimesi özellikle
bu son anlamda kullanılmış; bağlayıcı olmamakla birlikte bu tür gönüllü
harcamalar için –ihtiyaç sahibi olmaları şartıyla– en yakın akraba olan
ana babadan başlamak üzere bir düzenleme getirilmiştir.
Sözlükte hayır kelimesi genellikle “iyi, iyilik” veya “en iyisi, daha iyisi”
mânasında ve şerrin zıddı olarak kullanılır (İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab,
“hyr” md.) Eski sözlüklerde hayır, “akıl, adalet, fazilet, yararlı nesne gibi
herkesin arzuladığı şey” diye tanımlanır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât,
“hyr” md; Zebîdî, Tâcü’l-arûs, “hyr” md.).
Hayır kelimesi Kur’an-ı Kerîm’de 176 defa tekrar edilmekte; bunlar-
dan ism-i tafdîl olmayanlar, içinde geçtikleri âyetlerin konularına göre az
çok farklı anlamlarda kullanılmakta olup bütün bu anlamları “iyi, güzel,
değerli, faydalı ve arzulanır şeyler” şeklinde oldukça kapsamlı bir tanım-
da toplamak mümkündür. Bu kapsam genişliği hayrın birçok âyette çeşitli
menfi içerikli kavramların zıddı olarak kullanılmasından da anlaşılmak-
tadır. Bu zıtların en yaygın kullanılanı şer kelimesidir (meselâ bk. Bakara
2/216; Âl-i İmrân 3/180; Yûnus 10/11). Ayrıca ednâ (en aşağı en değer-
siz; Bakara 2/61), sû’ (kötü, çirkin; Âl-i İmrân 3/30; A‘râf 7/188); seyyie
(kötülük, günah; Kasas 28/84), ism (günah; Âl-i İmrân 3/178), durr (zarar;
En‘âm 6/17; Yûnus 10/107), fitne (belâ, darlık; Hac 22/11) kelimeleri de
hayırla birlikte ve onun zıddı olarak geçer.
335

