Page 338 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 338
2 / BAKARA SÛRESİ · 216 – 218
öldürmekten daha ağırdır. Güçleri yeterse sizi dininizden çevirinceye
kadar durmadan sizinle savaşırlar. İçinizden kim dininden döner de
kâfir olarak ölürse, dünyada ve âhirette amelleri boşa gidenler işte
bunlardır. Cehennemin dostları da bunlardır ve orada onlar devamlı
kalıcıdırlar. 218. İman edenler, hicret eden ve Allah yolunda savaşan-
lar; şüphesiz işte bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok yarlığa-
yıcıdır, sonsuz rahmet sahibidir.
Tefsiri
216. İslâm’da savaşın hükmü, milletlerarası ilişkiler bakımından tabii
halin savaş mı, barış mı olduğu, savaşın sebepleri; farklı çıkarlara, din ve
kültürlere sahip insan topluluklarının dünyada barışık olarak yan yana
veya iç içe yaşamalarının mümkün ve câiz olup olmadığı gibi konulara
ilgili âyetlerin açıklamalarında yer verilmiştir (meselâ bk. Bakara 2/256;
Âl-i İmrân 3/28; Nisâ 4/75-76). Bu âyet İslâm’da savaşa izin verildiği ve
gerektiğinde farz kılındığı hükmünü getirmekten ziyade, daha önce gel-
miş bulunan bu hükmün gerekçesini vermeyi ve savaşla ilgili bazı mese-
lelere açıklık getirmeyi hedeflemektedir.
Savaş insanlara zor ve ağır gelir; çünkü savaşan insanlar hayatlarını
tehlikeye atmakta, yurt ve yuvalarından uzak düşmekte, birtakım eziyet-
lere katlanmakta, dünyanın zevklerinden mahrum kalmaktadır. Savaşan
toplumlarda istikrar bozulmakta, ekonomiden eğitime kadar birçok
kurum krize girmekte, tabiat tahrip edilmekte, çevre kirlenmekte, Allah
Teâlâ’nın yaratıp insanların istifadesine sunduğu nimetler boş yere –
hatta insanlara zarar vererek– israf edilmektedir. Bütün bunların savaşı
istenmeyen, korkulan, nefse ağır gelen, nefret edilen bir ilişki biçimine
sokması tabiidir. Ancak savaşıldığı takdirde kaybedilecekler ve kazanı-
lacaklarla savaşılmadığında ortaya çıkacak kazanç ve kayıplar mukaye-
se edildiğinde birincisi ağır basınca, hatta zorunlu hale gelince savaş da
kaçınılmaz olmaktadır. Şu halde İslâmî hükümler insanların arzuları-
na, tabii meyillerine değil yükümlülükten hâsıl olacak sonucun iyi veya
kötü, hayırlı veya hayırsız, faydalı veya zararlı olmasına dayanmaktadır.
Tecrübelerden anlaşılmıştır ki insan var oluş amacı itibariyle faydalı olan
bazı şeyleri arzulayabilmekte, bunlara karşı direnebilmekte, zararlı olan-
340

