Page 341 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 341
2 / BAKARA SÛRESİ · 216 – 218
ile eceli gelip ölme arasına tövbenin, yeniden İslâm’a dönmenin girme-
mesi” şeklinde anlamak mümkündür. Çünkü fâ harfi kesin olarak “hemen
peşinden oluşa” değil, “bir şeyin diğerinden sonra oluşuna”; terim olarak
söylemek gerekirse “tertip ve takib”e delâlet eder.
Dininden dönenin ceza olarak öldürüleceği hükmü Kur’an-ı Kerîm’de
yoktur. İslâm hukuk âlimleri bu hükmü, “Dinini değiştireni öldürün”
meâlindeki hadisle Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali’nin bazı uygulamalarına
dayandırmışlardır. Hadisin farklı sözler ihtiva eden başka rivayetleri de
vardır. Bunlardan birinde “dinini terkeden ve cemaatten ayrılan”, bir
başkasında “Allah’a ve Resulü’ne karşı savaşmak üzere (dinden veya itaat-
ten) çıkandır” buyurulmuştur (Ebû Dâvûd, “Hudûd”, 1). Ebû Hanîfe, İbn
Şübrüme, Sevrî, Atâ, Hasan-ı Basrî gibi büyük fıkıhçılar, kadınların öldü-
rülmesini yasaklayan hadislere dayanarak mürted kadının (bir kısmına
göre çocuğun) öldürülemeyeceği, başka yollardan İslâm’a kazandırılma-
ya çalışılacağı hükmünü benimsemişlerdir. Bu ictihadın bir dayanağı da
“kadınların tabii olarak savaşçı olmamaları, bu sebeple dininden dönen
kadının İslâm toplumundan ayrılıp karşı tarafa geçerek müslümanlara
karşı savaşma ihtimalinin zayıf bulunduğu”dur. Bundan da çıkan sonuç,
mürtedin öldürülmesinin “dinden dönme suçuna” değil, “müslümanlara
karşı savaşma” suçuna bağlı ve böyle bir tesbite dayalı bulunduğudur.
Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali’nin uygulamaları, yalnızca dinden dönme
suçuna değil müslümanlara karşı savaş açma, devletin kanun ve kararla-
rına karşı toplu isyan gibi suçlara yöneliktir. M. Reşîd Rızâ Nisâ 4/90’in
tefsirinde (V, 325-328) ve Fetâvâ’sında (IV, 1539-1544), mürtedin sırf
dininden döndü diye öldürülemeyeceği tezini güçlü delillere dayanarak
savunmuştur.
218. Kâfir olarak ölenlerin cehennemlik olacakları ve burada devamlı
kalacakları bildirildikten sonra iman, hicret ve cihad edenlerin Allah’ın
rahmetini umabilecekleri açıklanmakla bir gerçeğe yeniden dikkat çekil-
mektedir: Allah Teâlâ’nın madde âlemi için koyduğu kanunları yanında
insanın dünya ve âhiret hayatını düzenleyen kanun ve kuralları da var-
dır. Bunlardan birine göre âhiret saadetini, cenneti, ebedî hayatta ilâhî
rahmeti umabilmek için kulun üzerine düşen “iman etmek, gerektiğin-
de davası uğrunda yurdunu yuvasını terkedip diyâr-ı gurbete göçmek,
343

