Page 174 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 174
2 / BAKARA SÛRESİ · 104 – 108
unutturursak, mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin
ki Allah her şeye kadirdir. 107. Yine bilmez misin ki göklerin ve yerin
mülkiyet ve hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka
ne bir dost ne de yardımcı vardır. 108. Yoksa daha önce Mûsâ’ya
sorulduğu gibi siz de Peygamber’inize sorular sormak mı istiyorsunuz?
Kim imanı küfre değişirse şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur.
Tefsiri
104. “Râinâ” kelimesi için tefsirlerde değişik mânalar verilmiş ve açık-
lamalar getirilmiştir (bk. Taberî, I, 469-471; Râzî, III, 224; Şevkânî, I,
136). Bir yoruma göre “râi” (emir kipi) şeklindeki türetilmiş fiil kalıbı
(müfâale babı) genellikle iki kişi veya iki zümre arasındaki karşılıklı iliş-
kileri, tutum ve davranışları ifade ettiğinden, “râinâ” sözü “Bizi kolla,
gözet; sen bizi gözetmezsen biz de seni gözetmeyiz” veya “Bizi can kula-
ğıyla dinle; sen bizi dinlemezsen biz de seni dinlemeyiz!” şeklinde bir
anlam içerir. Bu ise Peygamber’e karşı bir saygısızlığı çağrıştırmakta-
dır. Oysa Kur’an-ı Kerîm müslümanları Peygamber hakkında her zaman
edepli ve nazik olmaya davet etmekteydi. Bu âyette de Resûl-i Ekrem’le
konuşurken ona, belirtilen anlama gelebilecek bir kelimeyle ve kaba bir
tavırla hitap etmelerini yakışıksız bulmuş; bunun yerine “unzurnâ”, yani
“Bize bak, bize ilgi göster” veya “Bize tebliğde bulunurken mühlet ver,
durumumuzu gözet ki sözünü daha iyi kavrayıp anlattıklarını öğrenebi-
lelim” demelerini; ayrıca Resûlullah’ı dikkatle dinleyip söylediklerini
zihinlerine yerleştirmelerini emretmiştir. Başka bir yoruma göre “râinâ”
kelimesi Arapça’da hakaret anlamı taşımamakla birlikte, İbrânî dilinde
“râinâ” gibi telaffuz edilen bir hakaret kelimesi bulunmaktaydı. Medine
yahudileri hakaret maksadıyla bu kelimeyi kullandıkları, hatta Hz.
Peygamber’le tartışırken aynı kelimeyi telaffuz ettikleri (Nisâ 4/46) için
âyette müslümanlara, bunun yerine aynı anlama gelen “unzurnâ” keli-
mesini kullanmaları öğütlenmiştir (Taberî, I, 473-474; Şevkânî, I, 136).
105. Ehl-i kitap (ehlü’l-kitâb) tamlaması, “ilâhî bir kitaba inananlar”
anlamına gelmekle birlikte, terim olarak müslümanlar dışındaki kutsal
kitap sahipleri için kullanılır. Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Muhammed dışın-
176

